"Kirli Doğmak"

0%
Özgür’ün pervasız yüzü, içimde biriken, adını korku koyduğum yangını soğutmaya yetmiyordu. Elinde tuttuğu telefonun sesini hoparlöre verirken dudakları bir anlığına yukarı doğru kıvrıldı. Telefonun öteki ucundaki kadın bana asırlar süren birkaç saniye boyunca sessiz kaldı. Anıl, stresten tırnaklarının kenarındaki etleri kemirmeye başladığı sırada, bir yandan da Özgür’e ölümcül bakışlar atmakla meşguldü. Kadın sustukça Özgür’ün yüzündeki alaycı sırıtış genişledi. İçinde bulunduğumuz saçma durumun onu böylesine keyiflendirdiğini görmek Anıl’ın sinirlerine dokunmuş olacak ki, tıslar gibi güldü, boşluğa doğru. Bay K, ifadesiz yüzüyle etrafına bakınıyor, durumun vahametinden hiç etkilenmiyor oluşu, onu içten içe kıskanmama neden oluyordu.

Oylum, konuşmaya karar verdiğinde ses tonu oldukça kendinden emin, kelimeleri kusursuz bir diksiyonla sarf ederken fazlasıyla cüretkardı.

"Özgür Bey... Soyadınızı öğrendiğimiz iyi oldu. Merak ettiğimiz bir detaydı bu.”

Aynı anda hem bu kadar mesafeli, profesyonel bir tavır takınıp hem de böylesine alaycı olmayı nasıl başarıyordu acaba? Özgür’ü yakından tanımadığı, zihninin ne kadar acımasız tilkileri misafir ettiğini bilmediğinden mi cesurdu bu kadar? Özgür, kahkahalarla gülmeye başlamasına ramak kalmış gibi göründü bir an. Başını hafifçe sağa doğru eğerken kaşları yukarı doğru gerildi, bir çift yay gibi.

"Sesimi kaydettiğinizi biliyorum. O yüzden minik bir not düşeyim kaydettiğiniz cihaza..." dedi, en az Oylum kadar kendinden emin, alaycı ses tonuyla. "Zehra Yüce kim Oylum Hanım..." Dudakları yapmacık bir merakla bükülürken burnundan soluyarak güldü ahizeye doğru. "Gerçi kendisinin size Oylum diye seslendiğini pek sanmıyorum ama..."

Özgür’ün alenen meydan okuması üzerine derin bir sessizlik yaşandı. Tamamen durduğunda fark ettim, usulca vızıldayan ritmik sesin varlığını. Ses kayıt cihazı… Özgür’ün ağzından çıkan tek bir isim sayesinde kapatılmıştı hemen. Kadının sert nefesi hoparlöre çarptığında, içinde biriken öfke somut bir şekilde duyuldu telefondan. Bay K, sesini çıkarmadan gülmeye başladığında başımı çevirip, parlayan irislerini inceledim. Özgür’ün ne yapmaya çalıştığını anlamıştı… Bu, yüzünde oluşan keyifli aydınlıktan okunuyordu açıkça. Aynı esnada, önündeki bilgisayarla uğraşmaya devam eden Bora, ekranı Özgür’ün önüne doğru itti.

Odadaki herkes Özgür’ün zihninden bir tilki çalmış, onun planına kolayca ortak oluvermişti sanki. Ben hariç… Bu, neden gücendirmişti ki beni bu kadar? Kişisel aptallığımın suçunu kimseye yıkamazdım. Neden tanıdığım herkese karşı öfkeyle dolmuştum o an? Önüme doğru eğilip sehpada duran kurabiye tabağından, bölünüp ufalanmış bir parçayı ağzıma attım. Sanki bana benziyordu o kurabiye, benim kadar kopuktu kendi çevresinden…

Boğazımdan geçen sert hamurun yemek boruma mı, yoksa kalbime mi takıldığını anlayamadım.

Çünkü kadının susması…

Özgür eğilmedi, doğrulmadı.

Yalnızca başını yana çevirip hafifçe güldü.

Bana değil.

Kendi oyununun kusursuzluğuna…

Sanki veziri daha satranç tahtasının üstüne koymadan hissetmişti hamleyi.

Sadece, ‘Evet, beklediğim tam da buydu…’ der gibi…

Oylum dakikalar sonra konuşmayı hatırladığında, sesi daha kısık ve sertti. Az önceki alaycılığından eser kalmamış, fakat sahip olduğu özgüven, hasar görmemişti hiç. Aksine çok daha dişli, tehlikeli tınlamaya başlamıştı ses tonu…

"Ne saçmalıyorsunuz bilmiyorum ama benim hakkımda yalan yanlış şeylerden konuşmak yerine sizin suçlarınıza odaklanalım, ne dersiniz Özgür Bey?"

Özgür’ün zihnindeki satranç takımı hareketlenmişti sanki. Kadının sert tavrıyla eğleniyormuş gibi görünürken şahı öne doğru tek karo yürüttü.

"Tabii Oylum Hanım. Siz nasıl isterseniz..." dedi, dudakları alaycı bir mahcubiyetle bükülürken. "Ancak bunları telefonda konuşamayız. Biliyorsunuz, ben aranan bir adamım. Riskli olur..." Oylum’un tüm piyonlarını sırayla yemeye oynuyordu sanki, hiç acımıyordu, gerilmiyordu, sanki onun kendisinden daha fazla suça sahip olduğunu biliyormuş gibi rahattı. "Dilerseniz bir yemekte konuşabiliriz bunları." Korkusuzluğu bir hamle daha öne geçirdi onu. "Size programda anlatabileceğiniz inanılmaz bilgiler verebilirim."

Oylum, hayrete düşmüş gibi bir sesle konuşurken profesyonelliğinden hiçbir şey kaybetmedi. Fakat bu esnemeyen tavır dahi maçı berabere getirecek güce sahip değildi.

"Nasıl olacakmış o? Ben kanunla çalışırım. Sizin gibi bir suçlu ile polisten gizli olarak görüşecek kadar aklımı yitirmedim."

Yerinde vurgular. Yarım saniyeliğine dahi sekmeyen kelimeler. Sanki hayatı boyunca hiç titrememiş gibi çıkan tok sesi…

Özgür yüksek perdeden bir kahkaha attığında, irileşen gözlerimle yüzüne bakakaldım.

"Yavuz Bey nasıllar? Ziyaret ediyor musunuz hala?"

Şah… Oylum bu kez o kadar uzun süre sessiz kaldı ki, bir ara telefonu Özgür’ün suratına kapattığını düşünmeye başladım. Nefes bile almıyordu artık… Özgür tarafından öyle bir sıkıştırılmıştı ki köşeye.

Sonunda öbür taraftan bir cevap gelmeyeceğine net bir şekilde emin olan Özgür, kısa komutları için sabit tuttuğu ses tonuyla konuştu,

"Kuyu Restoran. Yarın, gece 02:00'de. Rezervasyonu Caner Kavlar adına yaptıracağım."

Ve mat…

Oylum, içine düştüğü sıkıntıyı ele vermek istemiyormuşçasına rahat bir sesle güldü.

"Emrivaki ha..."

"Siz de buluşmak istiyorsunuz. Buna emrivaki diyemeyiz aslında… Yalnızca sizin karar sürecinizi hızlandırıyorum."

Oylum, durumdan eğleniyormuş gibi alaycı bir nefes verdi ahizeye doğru. Midem bulanmaya başlamıştı…

"Peki. Yarın gece 02:00'de."

Özgür, başını sağa doğru eğerken yüzündeki ifade aniden ciddileşti.

"Polislere bilgi vermemeniz gerektiğini söylememe gerek yok sanırım. Değil mi?" Uyarıcı sesi sırtımı ürpertti. Kollarım titredi, sanki saatlerce karın altında kalmışım gibi…

"Yarın görüşürüz Özgür Bey." dedi Oylum, onun uyarısını ciddiye aldığını belli eden, net bir ses tonuyla.

"Yarın görüşürüz Oylum Hanım." dedi Özgür, doğrudan onun cümlesini taklit ederek.

Bir telefon konuşmasından çok kıyasıya yaşanan bir satranç maçına, güç savaşına tanık olmuştum sanki az önce. Oylum’un soğukkanlılığı, alaycılığı, diksiyonu… Özgür’ün verdiği isimler ona nelere mal olabilirdi kim bilir? Buna rağmen bir an bile eğilmemişti karşısında. Sanki… Özgür kadın haliyle sohbet etmişti az önce… Benzerlikleri neden mideme kramplar sokuyordu? Ben… Neden bir yansımaymış kadar çok benziyor oluşlarını kıskanıyordum içten içe? Özgür’den çalmaya çalıştıklarımla mı ilgiliydi bu? Ne kadar uğraşırsam uğraşayım, onun kılıfını giyemediğim için mi canım sıkılmıştı bu kadar? Bir an sonra öfkeyle doldum kendime karşı… Özgür’ün bizi kurtarmak için gecelerce yaptığı planlar sonucu açtığı bir telefondu bu alt tarafı. Bazen cidden çocuk gibi hissediyordum… İçimdeki çocuğu büyütemeyecektim sanki, altmış yaşımda bile…

Kendine bir bardak kahve koyan Bora, yanımıza döndüğü sırada, Özgür'den detaylı bir açıklama alamayacağını bilen Anıl: "Ne bu Zehra mehra.." diye söylendi. Bora ortamla ilgisi yokmuş gibi bir rahatlıkla, başparmağıyla kahve kupasındaki buharı dağıttı. "Sen gittiğinde minik bir araştırma yaptık tilkiyle." dedi, birkaç dakika sonra. Tilki... Gerçekten kendi çevrelerinde bu lakabı mı kullanıyorlardı? Bilmiyordum. Bana özel olduğunu sanıyordum o lakabın... O an bunu bile kıskandım istemsizce. Kendime kendim bile anlam veremedim. Sanki Özgür Oylum ile konuşurken bir taş devirmişti içimde... Durmadan yıkılmaya devam ediyordu.

Bora Anıl'ı aydınlatmak ister gibi bilgisayarını önüne çekti. Gözleri ekranın her satırını bir dedektif edasıyla inceliyordu. Ama yüzü, bir hırsız kadar sessizdi.

“Oylum Ersoy adıyla 2014'ten önce dijitalde hiçbir iz yoktu. Araştırdım baya... Özgür de o isimle doğmadığını düşündü." diye anlatmaya devam etti. Özgür, Bora'nın açıklamasına dipnot düştü bu sırada. Sanki kontrolü orada bizimleyken bile elden bırakmak istemiyor gibiydi... Kolunu omzuma attı. Kopuklaştığımın farkındaydı. Beni tekrar olaya çekmek istiyor, bir yandan da uzakta hissetmemem için uğraşıyordu sanki. "Ölüm ilanları, mezarlık kayıtları, aile soy ağacı siteleri, eski mahkeme PDF’lerinin arama motoru indeksleri... Her şeye baktık.”

"Yasal değil hiçbiri ama..." dedi Bay K, kanısından emin bir ifadeyle. Özgür’e alttan bir bakış attı. "Kim takar değil mi?"

"Sus be sen!" diye çıkıştı Anıl ona. "Baban deney faresi gibi bizi kullanırken baya izin falan almıştı valilikten herhalde."

"Konu dönüp dolaşıp babama geliyor…" diye yapmacık bir memnuniyetsizlikle söylendi Bay K. "Ünlü bi' babanın gölgesinde yaşamak zor..." Özgür'e baktı sanki bir şey ima ediyor gibi. Özgür gözleriyle küfretmekle yetinde. Tam olarak anlamamıştı ne ima ettiğini sanki..

Bora bir anda doğruldu ve bilgisayar ekranını döndürdü bana doğru.

Karşımda bir hastane arşivi görüntüsü vardı. İstemsizce eğilip okudum.

Sisteme misafir ziyaretçi olarak sızmıştı.

Tarih: 1996. Hasta: Zehra Yüce. Not: 12 yaşındaki kızı tanıklık yaptı. İsim gizli.

“Zehra Yüce... Annesi. Küçük bir kasabada adam bıçaklama vakası. Kadın üç yıl yatmış, sonra delil yetersizliğinden salıverilmiş kızının ifadesiyle..." dedi Bora.

"İsimsiz tanık... Yani... Küçük Oylum.” Özgür gereksiz detaylarla bizi uğraştırmak istemiyormuş gibi kısa kesti. Yüzünde tehlikeli bir gülümseme asılı kalmıştı. Ellerini cebine soktuğu sırada, bakışları ekranın içinden geçmiş gibi uzağa daldı.

"Bizimle uğraşan herkesin bu kadar sağlam sırlarının olması çok eğlenceli... Bilseler, önümüzden geçmezler herhalde.” dedi Anıl, keyifli bir ifadeyle gülerek. Yüzünde gururlu, korkusuz çizgiler oluştu.

Özgür'ün kibri virüs gibi yayıldı odaya. Bora ve Anıl keyiften dört köşe oturuyordu... Özgür’ün omuzları uzun zaman sonra ilk kez bu kadar rahat görünüyordu. Bay K her zamanki kadar umarsızdı.

"Yavuz mu ne dediniz... O ne?" diye sordu Anıl birkaç dakika sonra, aklına yeni gelmiş gibi.

"Yaptığı programın bi' bölümünden sonra..." Bora bilgisayarda başka sekme açarken konuştu. "Yayın sonrası içeriden biriyle çok özel görüşme talebi olmuş. İsim sansürlü. Ama sistemdeki IP izi değil..." dedi pis pis sırıtarak. "Kiminle yazışmış biliyor musun?”

Ekranı önümüze sürüp eliyle işaret ederek, "Yavuz Karaca. 2016 cinayet davası. Yargılandı, ceza aldı. Ama... Tutuklandığı gün, Oylum’un programına konuk olmuş.”

Özgür, dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümsemeyle fısıldadı: “Yani hem geçmişinde suç var... Hem de suçla flört ediyor. Düşündüğümden daha kolay olacak..."

Rahatsızlık hissettim yine. Suçla flörtmüş... Oraya ait değilmişim gibi... Özgür bana sımsıkı sarılıyordu o an ama o bile tutamıyordu içimde kopup gidenleri... Ortamdaki kafamın pek basmadığı sohbet, kapana kısılmış ruhumu daha da daraltıyor, beni ortadan ikiye bölecekmiş gibi sıkıştırıyordu. Bedenimden bile daha zayıf olan ruhum… Öyle hazır, öyle gönüllüydü ki bölünüp parçalanmaya…

“Ben biraz uyuyacağım.” dedim. Sesim, salonun orta yerinde kaldı öylece, kimse, herhangi bir yanıt verme ihtiyacı duymadı. Odadaki herkesin merkezinde Özgür vardı hala. Özgür ise onun dünyasının merkezinde benmişim gibi herkes onun ağzına bakarken bana döndü şaşkınlıkla. ‘Neden?’ der gibi baktı.

O an ortamdaki varlığım, yoktu. Ben de tamamen yok olmaya karar verdim oradan. ‘Zaten karmakarışık kurtuluş planları dinlemeye de halim kalmadı pek...’ demek istedim ama diyemedim. Onun yerine adım adım Özgür’den uzaklaşırken mırıldandım ağzımın içinde:

"Yoruldum sanırım Özgür... Gidip dinleneceğim biraz."

Yatak odası sessizliği taşıyan, yumuşak bir koyuluktaydı. İçimde boğulmadığım ama gözlerimi kısıp bakmak zorunda kaldığım bir his vardı o an... Ayaklarım beni yatağın ucuna getirdi, oturdum. Başım eğik, kollarım dizlerimde... Ne tam uyanıktım ne de huzurlu bir uyurgezerlikte. Sadece... Uzaktım. Oylum ile Özgür'ün telefon sohbeti beni neden bu kadar kötü hissettirmişti ki? Tehlikede olduğumuz kesinleşti diye mi? Hayır. En tehlikeli anlarda böyle hissetmezdim ben. Bu, başka bir histi.

Kapı aralandı. Özgür sessizce yanıma geldi. Ayak sesleri yoktu. Ama tenim, onun varlığını benden önce fark etti. Kalbim bir nabız daha hızlı attı. Yanıma geldi, hiçbir şey sormadan battaniyenin altına girdi. Soğuk elleri sıcak belime değdiğinde... İçimdeki anlamsız his yüzünden istemsizce kendimi ondan geri çektim.

"İyi misin güzelim?"

Omzuma yanağını koymuştu. Sesi yorgundu ama hala bendeydi.

"Onca şeyden sonra böyle hissetmen normal..." diye yorumladı kendince o anki halimi. Eh... Öğrendiğim korkunç şeylerden sonra koşa koşa ona dönmem ama ardından Oylum ile konuşmasından rahatsız olmam ilk akla gelecek şey değildi, doğal olarak.

Gözümün ucuyla ona baktım. Göremedim ama göz kapaklarımda onun yansıması vardı. İçimde bir şey kıpırdadı. Karanlık bir hayal, kırık bir ayna gibi...

"Kıskandım." diye itiraf ettim.

Şaşırdı.

"Neyi?"

"Bilmiyorum. Her şeyi..." Kesik bir iç çekiş… Sanki duvarlarda yankı bulacak kadar sesli. Ama bir o kadar da bana ait değil gibi… Sanki… Özgür ile aramızda uzanan üçüncü birinin dudaklarından dökülmüştü, benim yerime. "Neden böyleyim anlamadım. Ama bugün böyle biraz..." dedim usulca. "Beni sevdiğini biliyorum ama... Bana aşık mısın Özgür?"

Duvarların arasında bir nefes sesi daha yankılandı. Bu kez Özgür’ün dudaklarının arasından çıktığına emindim…

"Pınar senin için dünyadaki en güzel şeydi. En masum... En temiz..." Gözlerimi sıkıca kapatıp yok olduğumu hayal ettim bir anlığına. "Oylum... O kadar zeki ve kültürlü ki... Onunla konuşurken zeki olduğunu hissettiğinde keyiflendiğini hissettim." Gözlerimi Özgür’e çevirirken konuşmama sakince devam edebilmek için usul usul telkin ettim kendimi. "Gamze vardı mesela... İlk tanıştığımızda. Polisti... Güçlüydü o da." dedim ve omuz silktim çocuk gibi. "Hayatına giren tüm kadınlar bir şeylerin en iyisi... Etkileyiciler." Bir kez daha kapattım gözlerimi, aynı dilekle. "Benim neyim var Özgür?"

Hemen cevap vermedi. Sessizlik bana vereceği cevaptan ne umduğumu sordu sanki bana... Bu defa içimi acıtan değil, kalbimi avuçlayan türden bir soruydu....Ama hemen sonra başladı... Sözleriyle beni parça parça toplamaya… Metruk bir binaydım ben, Özgür her seferinde en baştan inşa ediyordu, sil baştan yaratır gibi… Temel atıyordu ruhuma.

"Bak... Ergenlik döneminde beyin o dönem dopamin ve oksitosinle yıkanıyor. Bağlanma hormonları zirvede, karar merkezimiz gelişmemiş... O yüzden o zamanlar yaşadığımız aşkla, yetişkinlikte yaşadığımız bir olmuyor. Şimdi daha sessiziz belki... Ama o zamanlar gibi yalnızca hissetmiyoruz.

Şimdi hem hissediyoruz... Hem hatırlıyoruz.

Hem de sevdiğimiz kişiyi neden sevdiğimizi biliyoruz."

Omuz silktim. Bilmediğim bir dilde konuşuyordu sanki... Beklediğim yanıt asla bu değildi çünkü.

Zihninle konuşma bana Özgür... Zekan umrumda bile değil. Kabini aç bana...

Anlamsız bakışlarımı incelerken, omuzları düştü hafifçe. Yüzünde, onun hoşuna gittiğimde oluşan türden bir tebessüm oluştu. Kolunu belimin altından geçirip sıkıca kendine doğru çekti zayıf bedenimi. Ama hala göz göze olabileceğimiz bir konumda tutuyordu yine de. Koyu gözlerine bakarken dinlediğim her şey… Kolayca anlaşılabilir ve kabul edilebilirmiş gibi…

"Tamam o zaman... Sana senin en sevdiğin şekilde anlatacağım. Tamam mı?" Ağır ağır başımı sallarken kollarımı kımıldatmadım hiç. "Elimizi aynı anda bir sobaya bastığımızı düşün... Benim derim kalınsa, senden daha az çığlık atarım. Ama bu elimin daha az yandığını göstermez... Ya da on dört yaşındaki biri olsa... Muhtemelen en çok o çığlık atar, tepkisini daha yüksek verir. Değil mi?"

Bana, benim her olayı örneklerle açıklamamı taklit eder gibi, uzun uzun açıklıyordu her şeyi bir bir. İçim titredi bi’ an. Yüzümü göğsüne gömesim geldi.

"O yüzden gençken yaşadığımız aşklar daha sesli oluyor. İstersen daha az hisset... Fark etmiyor." dedi, dudakları kıvrılırken. "Bak, kırk yaşında olur da yine yan yana olursak şu an konuştuğumuz şeylerden utanacağız muhtemelen. O zaman aşka bakış açımız, aşkı ifade ediş biçimimiz çok değişecek. İçimizdeki aşk aynı kalsa da..."

Özgür uzanıp saçlarımı öptü, kırıklarıyla birlikte. Sonra göğsümün üstüne doğru eğilip, kumaşın üstünden orayı da öptü, kalbimin kırıklarıyla birlikte…

"Pınar'dan sonra hayatıma kimseyi almayacağıma dair bir yemin ettim. O yüzden seni hayatıma almadım. Ama sonra..." dedi Özgür göğsüme doğru, sayıklar gibi. "Hayatım oldun." Sırtımdan geçen ürpertinin nedeni onun sesindeki derinlikte saklıydı. "Belki hayata on yedi yaşımdaki gibi bakamıyorum yaşadıklarım yüzünden... Belki o zaman tanışsak sana hak ettiğin gibi hissettirebilirdim sana..."

Başını kaldırıp gözlerimizi birbirine kenetledi bir kez daha. Uzanıp dudağıma kısacık, yoğun bir öpücük bıraktı.

"Ama ben kolay öğrenirim, bilirsin... Öğret bana. İçimdeki aşkı sana senin sevdiğin şekilde nasıl ifade edebilirim?"

Güzel anlatıyordu, kabul... Ama benim beynim zaten süslü cümlelerle bezenmiş, acı ve trajediyle büyümüş bir zihne ev sahipliği ediyordu... Duymak istediğim o kelimeyi yalın halde istedim. İnatla. "Bana aşık mısın Özgür?"

Özgür, burnundan soluk vererek güldü. Hiç olmadığı kadar ciddi bir ifade takındı sonra. Gözlerinden kopkoyu, adı belki tutku belki adanmışlık olan gölgeler geçti.

"Çok aşığım." Beni saran kolunu çekince üşüdüm. Ama hemen sonra, parmak uçlarını çene hattımda gezdirmeye başlayınca… Hızlıca ısındı kalbim. "Yüzüne aşığım." Yüzümdeki soluk çilleri okşadı. Parmakları, parmak olmaktan çıktı; ezberleyen gözler gibi dolaştı yanaklarımda. "Yüzündeki minik çiller... Gözaltındaki hafif morluk... Saçlarının siyahı, teninin beyazı... İlk bakışta her detayını aklında tutması zor. Güneş çıktığında çillerin artıyor... Ezberlemek için her gün bakmam lazım. Her gün aynı güzelliğe bakmak gibi değil... Her gün dikkatlice bakıp, okumam gerekiyor yüzünü."

Dudaklarım titredi. Özgür, başını yavaşça iki yana doğru salladı. Beni sımsıkı kollarının arasına aldı yeniden.

"Çok güzelsin..." Dudaklarımın kenarına bir öpücük bıraktı. Kalbime çok yakın bir yere değdi. "Aklına aşığım. Bin yıl düşünsem aklıma gelmeyecek şeylere takılıyorsun..."

Burnundan soluyarak gülünce ben de güldüm kendimi tutamayıp. Üç saniye önce ağlayacaktım… Duygularımın yüksek hızlı treni her seferinde yorgun düşürüyordu cılız bedenimi…

"Duygusal zeka, analitik zeka... Zekanın türlü çeşidi var. Ama seninki başka... Kendim gibi bir sürü insan bulabilirim. Benden daha zeki milyonlarca insan var dünyada... Ama senin zihninin eşi benzeri yok." dedi Özgür, dudağımın kenarında gülümseyerek. "Bedenine aşığım. İstemeden çevrendeki insanların hareketlerini kopyalıyorsun... Benim gibi yemek yemeye başladın. Anıl gibi içmeye... Bedenin ilk kez insan olmayı deneyimleyen bir ruh gibi, hâlâ nasıl hareket edeceğini çözüyor..."

Sağ eli sırtımdan kalçama doğru yavaş bir yol çizmişken devam etti konuşmaya,

"Aşığım. Buna da."

Güçlü eli, kalçamı teyet geçip baldırımı tuttu usulca. Sağ bacağımı üstüne çekip okşamaya başladı, yavaş hareketlerle.

"İsmine de aşığım. Daha önce herhangi birine bu denli yakışan bir isim görmedim... İnatçı... Suyun kenarında ısrarla bekleyen... Güçlü..."

Özgür’ün gözleri ışıldadı. Orada biriken şey… Karanlık kalbimin odalarını aydınlattı tek tek…

"Bazı inanışlarda felaket sonrası hayat yeniden başlarken yosunlar çıkarmış ilk." Özgür bir kez daha yüzüme doğru yaklaşıp, dudağımın kenarında konuştu, fısıldar gibi. "Benim felaketime denk geldin sen de..." Tenime üflediği nefes yakıcıydı. Bu kez o yangın ürpertti sırtımı. "Felaketime tutundun. Büyüdün..." Dudaklarıma yoğun bir öpücük daha bıraktığında başım döndü, kafam allak bullak oldu iyice… "Senden başkası bunu başaramazdı." Kararlı gözleriyle: "Benden yüzlerce kez vazgeçmen lazımdı. Özür dilerim... Teşekkür ederim." dedi sonra.

Saçlarımı okşadı… Boynumu, omuzlarımı… Sırayla hepsine şifa verir gibi…

"Birlikte iyileşeceğiz sevgilim. Benim kendime dair hiçbir umudum yoktu. İyileşmek lugatımda mevcut değildi. Hasta doğdum, hasta ölürüm herhalde diye inandırmıştım kendimi. Şanssız bi' çocuğun pek bir seçeceği yok gibiydi. Cehennem evi sonum olacaktı. Ama ayaklarım beni sana getirdi biliyorsun... Çünkü senden uzak kalınca fark ettim ne kadar iyileşmek istediğimi..."

Gözlerim doldu bir kez daha. Özgür uzanıp göz kapaklarımı öptü.

"Söz, sen benden ne istersen onu yapacağım bundan sonra. Bokun içine battık, onu temizlemeye çalışıyorum şu an. Oylum denen kadın bu oyunda sadece bir piyon... Bizi avlamaya kalktı ama ben onunla küçük bir oyun oynayıp bizi kazanmaya çalışacağım."

Yavaşça çenemi okşarken, ilk kez bu kadar sevimli bir tarafıyla tanışıyordum onun. Sanki Özgür ile ilk tanışmammış gibi… Heyecandan ağzımda atıyordu kalbim… Başını hafifçe sağa doğru eğdi,

"Ama dersin ki bana sevgilim... 'Ne olacaksa olsun, umurumda değil gitme...' Gitmem. Tamam mı? Ben aklıma çok güvendim hep. Kibirliyim belki bu yüzden... Ama aklım hep bir silah oldu, ilk bana döndü... O yüzden al beni eline... İstediğin yere ateş et. Emrindeyim."

Sevimli ruh hali aniden değişip karanlık bir tarafa evrilirken, gözleri iki zift parçası kadar siyahtı. Bana öyle kararlı, öyle tutkulu gözlerle bakıyordu ki adımı unuttum.

"Kullan beni... Ben nasıl insanlarla oyuncak gibi oynadım istediklerimi elde etmek için... Şimdi de sen benimle oyna."

Gözlerimi kapattım, o yoğun, hisli gözler bana fazla gelecekmiş gibi hissettim birden. Ama göz kapaklarımın ardında onun yüzü duruyordu. Aşkın rengi yoktu ama sesleri vardı. Ve o ses, Özgür’ün sesiydi. Yalnızlıktan yapılmış bir kalbin içime yaslandığını hissettim.

Başka hiçbir şey söylemedim ona. Sadece yüzümdeki tebessümle derin bir uykuya daldım kollarında...

Hoş... O da bir cevap beklemedi. Cevap oydu. Ben zaten dünyanın en kolay okunan cevap anahtarı... *

Yüksek tavanlı odanın sahip olduğu en eski eşya, babasının Avrupa’dan aldığı, pirinç çerçeveli antika aynaydı. Bay K aynanın karşısında, yüzündeki yaralara pansuman yaparken, geçmişle ilgili kısa bir an yerleşti zihnine. Küçük bir çocukken de defalarca kez dikilmişti bu aynanın karşısında, aynı duygusuz, donuk bakışlarla. Özgür’e karşı bir öfke kırıntısı dahi hissetmiyordu tabiatı gereği. Fakat hissetmesi gerektiğini biliyordu. Özgür’e sıkı bir ders vermeliydi, bunu hissettiği bir duygu kaynağıyla istemiyordu. Yalnızca… olması gereken, olmalıydı. Özgür’e ders verebilecek cürete sahip kaç insan yaşıyordu ki bu dünyada? Bunu, yalnızca Bay K yapabilirdi, en azından bu evin hudutlarında böyleydi durum. Özgür’ün zihninin ev sahipliği ettiği tilkilerin kontrollerini kaybetme riskini göze alamazdı. ‘Yalnızca tedbir için…’ diye düşündü, kaşının üstüne yuvarlak, şeffaf yara bandını yapıştırırken.

Odasından ayrılıp merdivenleri ağır ağır inerken, etrafına dahi bakınmıyordu. Terastan gelen sesleri umursamadı, doğrudan alt kata yöneldi. Salondaki kadife İran halısını belirli bir noktadan tutup, bir kitap sayfasını çevirir gibi kaldırdığında, gizli bir zemin kapağı gün yüzüne çıktı. Bay K’nin kaskatı yüzünde tek bir kas oynamamıştı, yıllar sonra gizli geçidi ilk kez görmüş olmasına rağmen…

Kapak, eski bir kilise tavanı kadar ağırdı. Bay K tüm gücünü kullanmak zorunda kaldı. Açıldığında toprak kokusu, rutubet ve yüzyıllık kağıt küfü kokusu aynı anda çarptı yüzüne.

Kenarda düğme olmasına rağmen ışığı açmadı. Merdivenlerin başında duran gaz lambasının fitilini tutuşturdu onun yerine. Buraya sakladıkları bazı şeyler, yapay ışık yüzünden zarar görebilirdi çünkü. Yalnızca acil durumlar için kurulmuştu elektrik aksamı.

Elinde tuttuğu gaz lambasıyla, usul usul indi tahta merdiveni, adımları dikkatliydi. Alt kısma ulaştığında karşısına demirden bir kapı çıktı. En az kapak kadar ağır görünüyordu. Kapının iki yanından uzanan ince tuğla duvardaki tuğlalardan birini itti içeri doğru. İçindeki mekanik dişlilerin yerine oturduğuna dair bir ses duyuldu, kapı içeri doğru açıldı yavaşça.

Odanın içi zamanın kendisine ihanet etmiş gibiydi...

Duvarlar ufaktan küflenmeye başlamıştı, basık tavan örümcek ağlarıyla dikilmiş gibiydi. Bay K babası öldüğünden beri o çok gizli odaya hiç girmemiş, buna gerek duyacağı bir duruma düşmemişti yıllardır. Odanın varlığını unutmasa da üstüne düşünmeye de gerek duymamıştı. ‘Güzelce temizlemek lazım buraları…’ diye geçirdi içinden.

Ama o eskilik kirinin, küfün ve rutubetin orta yerinde, çok mühim bir şey vardı.

Bir labirent.

Kitaplardan oluşan, sonsuz ve yasaklı bir labirent…

Kitaplar.

Dizilmiş.

Kat kat.

Üst üste.

Ama rastgele değil.

Her cilt, ciltlerle kaplı her raf, bir arşivin matematiğiyle örülmüş…

Tüm boşlukları nadir tablolar asılmış, her biri, meraklısını çileden çıkaracak türden değerli, koleksiyon ürünleri… Bay K’nin odasındaki pirinç aynadan çok daha eski, pirinç çerçeveler, el boyaması aşurelikler ve şamdanlarla süslenmiş raflar. Hepsi tarihi eser. Varlıklarından haberdar olan, yaşayan tek kişi Bay K, lakin umurunda değil hiçbiri. Onun esas ilgilendiği şey, cilt cilt yasaklanmış kitaplar koleksiyonu ve el yazması defterlerdeki bilgiler, insanların hayatlarını kapsayan düzinelerce sırra sahip… Bay K’nin bu basık odada değer verdiği şey, bilme gücü. Lambasını raflara doğru kaldırıp, yasaklanmış düşüncelerle dolu eski ciltleri okşamaya başladı, parmaklarının ucuyla.

Borges’in kayıp el yazması not defteri.

De Humani Corporis Fabrica’nın resimli, yakılmış olduğu sanılan baskısı.

Vatikan’dan çalınmış bir Index Librorum Prohibitorum nüshası.

Ve...

Marcel Proust’un bilinmeyen, ölümünden sonra asla yayımlanmamış bir defteri. (Les Silences Perdus — Kaybolmuş Sessizlikler. Paris'te yandığı sanılıyordu.)

Ciltlere tek tek göz gezdirerek geçti aralarından, rafların bittiği noktaya kadar yürüdü. Sanki bu noktada odanın havası soğumaya başlamış gibi sırtı ürperdi, omuzlarını istemsizce kımıldatırken fark etti bu durumu.

Sanki kitaplar bile o rafa dokunmaktan imtina etmekte, var oldukları rafta kaskatı kesilip buzla kaplanmış gibi etrafa çivi gibi bir soğuk saçmaktaydı…

Rafın bittiği duvarda antika bir zigon sehpa vardı. Bay K, lambasını o sehpaya bırakıp, hemen yanındaki maun sandığa doğru eğildi. Vakit kaybetmeden kapağını açtığı geniş sandık neredeyse boştu, tek bir şey hariç; Siyah, kadife kaplı cildiyle, eski görünmesine rağmen yıllara meydan okuyup sağlam kalmış, pahalı görünen bir kitap…

İnsanı Çürütme Sanatı Harun Alataş.

Kitabın kapağında ne yazar ismi var, ne de bir görsel.

Sadece dokunduğunda hissedilen, hafif kabartmalı bir kabuk: “H.A.”

Bay K kapağı araladı baş parmağıyla. İlk sayfada yazarın el yazısıyla tek bir cümle:

“Çocukları büyütmek değil, insanı küçültmek en derin sanattır.”

Bay K güldü sessizce. Neşeden yoksun sesi rafların arasında kaybolup gitti.

“İşte… Buradaymış.”

Kitabı yukarı doğru kaldırdığında, omuzlarına düşen tozlar, kitabın içinden değil, zamanın kendisinden dökülür gibiydi...

Bay K, gözlerini kısarak boşluğa baktı bir süre. Ardından zehir gibi birkaç kelime örüntüsü döküldü dudaklarından:

"Biyolojik babanla tanış bakalım Özgür Gencay. Sana çok bile dayandım..."

Bay K, bodrumdan çıkıp halıyı yavaşça kapattığı sırada üst katta uyuyan Yosun, ‘Su…’ diye sayıkladı birkaç kez, üst üste. Özgür kollarının içinde onu tutarken öyle ait, öyle var hissederdi ki, o küçücük sıcaklıktan kopmakta zorlanırdı hep… Yine de mevzu Yosun ve onun su isteğiydi. Onu bir damla suya muhtaç hissettirdiği günlerin ağırlığı bu tatlı sıcaklık hissinden çok geliyordu.

Yosun’u uyandırmamak için oldukça yavaş hareket etti ve parmak uçlarında yürüdü odadan çıkana dek. Mutfağa inerken adımları sert ve hızlıydı ama. Bir an önce geri dönmek istiyordu o yatağa.

Ama sonra… Mutfakta, öylece dikilen Bay K ile karşılaştı. Ve bazen tek bir karşılaşma, her şeyi ters yüz etmeye yeterdi…

Özgür onu görmezden gelip raftaki en büyük su bardağını aldı, doldurmaya başladı oyalanmadan. Bay K, öylece dikilmeye devam etti birkaç saniye daha. Ardından, Özgür’ün daha önce elinde tuttuğunu dahi fark etmediği kitabı kaldırıp masaya fırlattı. Özgür siyah ciltli kitaba şöyle bir bakıp gözlerini Bay K’ye dikti. Dudakları, alaycı bir ifadeyle, yukarı doğru kıvrıldı.

"Ne o, sana masal okumamı mı isteyeceksin benden uyabilmen için?"

Bay K, başını ağır ağır sallarken güldü sessizce. Ondan beklenmeyecek derecede imalı bir ses tonuyla konuştu sonra:

"Bu masalı okuyunca bazı çocukların uykusu sonsuza kadar kaçarmış... Sana getirdim okuman için.”

"Ne saçmalıyorsun yine acaba..." dedi Özgür söylenir gibi. Bardağı eline alırken kitaba ikinci kez bakmadı bile. Oyalanmadan merdivenleri tırmanırken Bay K’nin görüş açısından çıkıp gitti… Bay K, masaya çapraz şekilde düşmüş kitabı düzeltti sakin hareketlerle. Yüzüne rahat bir tebessüm oturmuştu... Özgür’ü tanıyordu… Öylece uyumaya devam edemeyeceğini, gelip kitabı buradan alacağını ve okuyacağını biliyordu…

Özgür Yosun’a bardaktaki tüm suyu içirdi, uyku arasında.

Yanına uzandı, ona tekrar sarıldı sıkıca.

Saniyeler dakikaları kovaladı… Özgür yatmak için rahat bir konum aradı kendine…

Olmadı, gözüne bir türlü uyku girmedi.

Bedenini Yosun’dan ikinci kez koparıp aşağı indiğinde Bay K’ye karşı öfkeyle doluydu. Onun zihnine attığı zehir tohumları birer birer patlamış, Özgür’ü uyutmamıştı… Mutfak masasının üzerine koyduğu sigara paketini ve çakmağı alırken gözleri siyah ciltli kitaba ilişti. Yarım saniye düşündü. Ardından kitabı da beraberinde alıp bahçeye attı kendini.

Gökyüzü kasvetliydi o gece, ay bulutların arkasına saklanmış, ışık vermek istemiyordu sanki ona, karanlıkta kalsın diye. Omuzları hiç olmadığı kadar çökmüş görünüyordu Özgür’ün. İyi olan her şeyden mahrum bırakılmış olma hissini, ilk kez izin veriyordu, içinde yaşamaya. Bahçenin eve en uzak noktasında, kuru bir kaya parçasının üstünde oturuyordu. Bir elinde sigara, diğerinde siyah ciltli bir kitap tutuyordu:

“İnsanı Çürütme Sanatı.”

Kitap… Eline soğuk geliyordu bir sebepten. Sanki uzun süre elinde tutarsa kar yanığı olacaktı her yeri. Sanki… Kadife kumaş, suni değildi. Yaşayan birinin sırtındaki kalın deriymiş gibi rahatsız ediyordu onu.

Parmak uçlarıyla kapağın kenarlarını yokladı, açmadı ama. Külü kendiliğinden düşen, yarıya inmiş sigarasından derin bir nefes çekti. Ve gecenin boşluğuna üflediği dumanı izledi uzun uzun. Duman yukarı süzülmedi... Aşağıya, ayağının dibine doğru çöktü. Sanki yerçekimi, elinde tuttuğu kitaba çalışıyordu o an. Sanki elinde tuttuğu kitap etrafındaki her şeyin ruhunu emiyordu...

Bilinçaltı kıpır kıpırdı Özgür’ün, kitap eline geçtiği dakikadan beri… Normal şartlarda içinde korku uyandıramıyordu hiçbir şey, çok nadir rahatsız hisseden biriydi, yaşadıkları düşünülünce oldukça doğaldı bu. Ama o an… Uzun zaman sonra ilk kez bir şeyler hissediyor, hissedebiliyor oluşu dahil hiçbir şeye anlam veremiyor ve her saniye daha çok öfkeleniyordu. Duyguların tanımı, normal insanlardaki gibi değildi Özgür için.

Yük.

"Orospu çocuğu..." Bay K kitabı ona verirken öyle bir bakmıştı ki yüzüne… Bomboş, gölgelerle dolu o irite edici bakışları kanına dokunmuştu Özgür’ün…

Aslında Bay K'ye istediğini vermek istemiyordu. Nadir bulunduğu belli olan bu rahatsız edici kitabı okumadan yırtıp atmak ve merak denen, ona hiç yakışmayan duyguyu yok etmek istiyordu fazlasıyla. Ama bilinçaltındaki tuhaf kıpırtı, ilkel motor becerilerini dahi bozmuş gibiydi...

Gözleri karanlığa bakıyordu ama karanlık da ona geri bakıyordu sanki. Birden kitap avucunda ağırlaştı.

Sanki içinde sadece kelimeler değil, çürümüş bedenler vardı.

Kapağı açmadı.

Parmaklarını, elektrik çarpmış gibi geri çekti.

Onu herhangi bir şey rahatsız ettiğinde, deney gruplarında geçirdiği cehennem günlerinden kalma bir alışkanlıktı bu... İlk olarak beyninde, o anki hissine en yakın anıyı çağırırdı. Anlamak için...

Bu hissi en son ne zaman yaşamıştı?

Yaş yedi.

Kasvetli bir gece.

Babası sandığı gaddar herif, ona böcek gibi davranmıştı. O adamdan ileriki yıllarda daha az korkacaktı ama o gece ayağındaki rugan ayakkabıların altında ezilecek gibi korkmuştu.

İşte o his.

Sinsice dönmüş, kalbinin kıyısına oturmuştu.

Ama neden?

Garip hissetti. Hiçbir bağlantı kuramamıştı zihnine düşen anıyla. Öfkeyle sigarasını yere attı. Ayağının altında parçaladı filtreyi.

Elinde bir kitap aldığında ilk son sayfasını okurdu hep... Bir anlık sinirle kitabı yere fırlatıp son sayfayı açtı.

Son sayfa… Bomboştu. Tam ortasına yazılmış, incecik satır hariç…

El yazısıyla, kurşun kalemle, bastıra bastıra yazılmıştı:

“Sevgili oğlum... Beni arıyorsun çünkü seni asla tanımadım. Ama sen beni tanıdıkça, kendine düşman olacaksın.”

Özgür’ün göğsü daraldı. Keskin bir bıçak dayandı sanki, göğüs kafesinin ortasına. Nefes almaya çalıştı. Olmadı.

Bu panik atak değildi.

Bu… Tanıdığı ama adını unuttuğu bir histi.

Yetersizlik.

Zayıflık.

Çocukluk.

Yutkundu. Boynundaki damarlar gerildi tek tek. Kitabı sertçe kapatıp tabanıyla ezmeye başladı. Bay K amaçladığı şeye ulaşmıştı. Ne olduğunu bilmediği bu zihin sancısı, çaresini bulamadığı yetersizlik duygusu, ya da adı her neyse... Özgür’ün hoşuna gitmemişti hiç.

"Siktir git... Her kimsen." diye bağırdı boşluğa doğru.

Bilinç üstü kabul etmiyordu o an bilmeyi ama bilinçaltı... Özgür, bilinçaltının korkunç bir şeyler anımsadığına emindi.

Bu histen… Nefret etmişti.

Beni uykumdan neyin kopardığını bilmiyordum ama daha gözlerimi açmadan karnıma giren kramplardan biri olabilir diye düşündüm acıyla kıvrılırken. Kapının açılma sesini duyduğumda hızlıca kendimi toparlayıp kapıya doğru baktım. Özgür’ün ıslak saçları ve çıplak gövdesi, duştan çıktığını belli ediyordu. Antika duvar saati, 17:23’ü gösteriyordu. Baş ucu çekmecesinin üstünde kocaman, bomboş bir su bardağı vardı. Ne ara inmiştim ki aşağı? Su içtiğimi dahi hatırlamıyordum… Başım, karnım, midem, bacaklarım… Hepsi aynı anda, oldukça şiddetli bir şekilde ağrıyordu. Garip hissediyordum çok… Hastalanacak gibiydim sanki…

"Uyandın mı?" Özgür keyifli bir ifadeyle gülümseyip bana doğru yürüyünce, yüzümdeki acılı ifadeyi toparladım hızlıca. En azından nötr bir tavır takınmaya çalıştım. Fakat karnıma saniye başı giren kramplar pek yardımcı olmuyordu bana. Özgür’e ağrılarımı çaktırmak istemedim, başında yeterince dert vardı. Hem belki de… Uzun zamandır unuttuğum, hiç alışık olmadığım bir şekilde, aşkla sarmalanıp uyuduğum için vücudum böyle tuhaf tepkiler veriyordur, diye düşündüm.

Özgür altına kot pantolonunu çekerken ben öylece uzanmaya devam ettim, kolumu kıpırdatacak halim yoktu…

"Çok uyumuşum... Ama hala uykum var Özgür." diye sayıkladım, uyku mahmuru sesimle.

"Uyu sevgilim. Ben çıkacağım zaten... Sabaha karşı gelirim."

"Oylum için erken değil mi?" Başımı hafifçe kaldırıp Özgür’ün yüzünü inceledim birkaç saniyeliğine. O, burnundan solur gibi gülerken yatağa doğru yürümeye başladı.

"Öncesinde küçük bir işim var. Gelince anlatacağım ama söz." Yavaşça yatağa oturup bana doğru eğildi. Yüzüne daha yakın bir açıdan baktığımda… Bir şey gördüm. Yarım saniyeliğine geçip giden yoğun bir kasvet gibi… Hemen toparladı kendini. Yüzüne imalı bir gülümseme oturttu hızlıca. "Hala eminsin değil mi? Gidebilirim?"

"Sen git bizi kurtarmak için yap bir şeyler..." dedim, oyuna sadık kalarak gülerken. Sesim mırıldanır gibi çıkmıştı. "Ben uyumak istiyorum sadece..." Gözlerim istemsizce kapanırken Özgür bir süre daha durdu öylece. Beni izliyordu… Bir sorun olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. Biraz sonra, çaktırmadan elini alnıma yasladı, ateşimi kontrol etmek için. İçten içe panikledim ama kendimi zorlayarak sesimi sakin çıkarmayı başardım. "İyiyim... Sadece uykum var. Yemin ederim." diye yalan söyledim ona. Sürekli sorunu olan biri gibi hissetmekten bıkmıştım. Ayrıca Özgür’ün çok daha büyük sorunları vardı bugün.

Dakikalar geçmişti ama Özgür hala duruyordu öylece. Ben uykuya dalana kadar bekleyeceğini anladığım noktada ona arkamı dönüp yorganı yüzüme çektim.

"İyi uykular... Hemen döneceğim." dedi yorganın üstünden sırtımı öperek.

Bir… iki… üç… dört… beş… altı.

İçimden ağır ağır saydım. Daha yediye varmadan kapının kapanma sesi ulaştı kulaklarıma.

Özgür gitti. Ben kendi etrafımda kıvrılıp yuvarlağa dönüştüm acıdan.

Birkaç saatlik rahatsız ve yarım uyku sonrası yorganın içinde cenin pozisyonunda kıvranırken, Özgür'e iyi olduğum yalanını söylediğime pişman olmuştum. Fiziksel olarak öyle bir acı içindeydim ki, söylediğim yalan elime yüzüme bulaşmıştı sanki. O yanımda olsa, bir şey yapardı... Geçirirdi acımı... Biliyordum.

Güç bela yataktan kalkıp koşarak banyoya gittim. Yüzüme soğuk su çarparken, her an öğürmeye başlayacakmış gibi hissediyordum kendimi. İstemiyordum… Kusma fikrinden nefret ederdim oldum olası… Her kustuğumda moralim bozulur, olduğumdan bile daha kötü hissederdim kendimi…

‘İçimde bir şey kopuyor, ama ben ne olduğunu bilmiyorum. Sanki… Kendimden bir parça değilmiş gibi… Tanımadığım bir parça acı çekiyor benden gizli.’

Banyonun karanlığı duvarlardan değil, gözlerimden içeri sızıyor gibiydi. Işıklar açıktı oysa. Ama ben, ellerimin gölgelerini bile seçemiyordum. Dizlerimin bağı çözülmüş gibi tuvaletin önüne çöktüm. Parmaklarım, buz gibi fayansa yaslandığında tırnaklarımın kırıldığını fark ettim. Ama canım yanmadı.

Karnımda hafifçe dönen bir sancı… Regl sancısı gibi geldi başta. Oysa daha evvel hiç böylesi bi' acı hissetmemiştim... Bu sancı başka… İçimde ezilerek kıvrılan bir şey vardı sanki. Midem bulanıyor ama bu bulantı, kustuktan sonra bile geçmiyor. İçimde hâlâ bir şey kusulmayı bekliyor gibiydi.

Bir şey aktı içimden. Sessizce. Gözlerim istemsizce yere kaydı. Kan. Ama alıştığım gibi değil.

Yere yığıldım. "Özgür... Çınar! Anıl!" Çığlık kopardım.

Pantolonumun paçaları kıpkırmızıydı. İç çamaşırım çözülmüş, aşağıya doğru kaymıştı sanki. Ama ben dokunamıyordum. Yalnızca bakıyordum. Üzerime boşalan kan, yerle temas ettikçe şekil değiştiriyordu. Bir labirente benziyordu. Çıkışı olmayan.

Başım duvara çarptı hafifçe. Uyandırmak ister gibi kendimi dürttüm. Sesim çıkmadı. Boğazımda düğümlendi.

Kapı vuruldu. Hafifçe açıldı sonra.

“Yosun?” Bay K'nin sesi.

Cevap veremedim. Bir hırıltı bile çıkaramadım. Kapı gıcırdayarak açıldığında, Bay K durdu. Hareket etmedi. Sadece baktı.

Gözleri ayaklarımın ucundaki kana bakıyordu. Sonra yüzüme… Sonra tekrar kana.

Yanıma çömeldi. Elini hiçbir yere sürmedi önce. Sadece baktı. Zamanın dışına çıkmış gibiydi.

“Ne zaman başladı?” diye sordu.

Ben hâlâ anlayamamıştım. Hâlâ neye tanık olduğumu çözememiştim.

"Hiç böyle olmazdı Çınar... Hiç böyle regl ağrım olmazdı..."

"Sakin ol..."

Titreyen ellerimi tuttu. Nabzımı ölçtü. Nabzım hızlanmıştı ama yüzüm buz gibiydi. “Yosun,” dedi. “Dinle beni. Sana şimdi birkaç şey sormam gerekecek. Ama önce…”

Cümlesi yarım kaldı. Altıma bir havlu serdi. Ellerini çamaşırıma götürdü, izin istemeden.

"En son ne zaman regl görmüştün?"

"Hatırlamıyorum... Uzun süredir görmüyorum." Karnıma saplanan yeni bir sancıyla alnım kırış kırış oldu bir kez daha. "Ondan mı böyle oldu?" Gözlerimin önü kararıyordu, kelimeler dudaklarımın arasından sayıklar gibi çıkıyordu. "O olaydan sonra..." Hiç beklemediğim bir anda hıçkırdım. Sanki tüm boğazım, gözyaşlarıyla dolmuş gibi ağırlaştı. "Hale..." diye fısıldadım, gözlerim usulca kapanırken. "O olay..." Bay K anlamış gibi susturdu beni. "Biliyorum zorlama kendini..."

"Birkaç saniye dayan, geliyorum hemen!"

Sustum. Zaten konuşabilecek hâlde değildim.

Bay K, kendini banyodan atar atmaz aceleyle merdivenlere doğru yöneldi. O kadar hızlı hareket ediyordu ki, dışarıdan bakan bir göz, yoğun bir panik duygusu yaşadığını sanabilirdi. Aynı esnada yukarı doğru koşan Anıl’ın yüzü kireç gibi olmuştu. Bay K’ye doğru dönüp merdivenin orta yerinde durdurdu onu.

"N'oldu? Yosun mu çığlık attı?!" diye sordu, korkudan sertleşen ses tonuyla.

"Özgür gitti mi?"

"Bir saat önce çıktı. N'oldu?! Yosun iyi mi?!" Anıl, panik halinde Çınar’ın omzunu sarstı. Fakat Çınar, başını ağır ağır, iki yana doğru sallamaya başladığında, Anıl, ellerini çekti onun üzerinden. Bay K, kesik bir nefes aldı. Sanki Yosun dahil kimse duymasın ister gibi Anıl’a doğru eğildi:

"Düşük yapıyor..."

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın.

12.03.2026
Çok üzüldüm 😔
hayır yaa
NEEEEE
abi yuh ama ya
bebek mi vardı aaaağ
bebek mi vardı aaaağ
sevgilimmm
uuu italyaa
14 yaşındaki halim aglıyo su an
biz de özgürün bu haliyle yeni tanışıyoruz
lütfen sizin kafayı toparlamış hallerinizi de okuyalım
yosunnn
cek kendine
yosunum hep bunu hak ediyodu
böyle kall lütfen
yosunumuzun çilleri mi vardı ayyay
bu halleri hep imkansız geliyodu
sunları okudukça sinirim falan kalmıyo özgüre
özgürün frentallob mu gelişiyo noluyo
ayayay
ulan özgür
EVET YA EVETT azcık şefkat göster şu kıza
benim de
öp şu kızı ya ne oksitosini
yosunsun sen yaa bu en buyuk sey
evet travmaları yüzünden kendini eksik hissediyo ama özgürün de sucu cok ağzına sıçim özgür
ağlıycamm
duymaya daha çok sevildiğini hissetmeye ihtiyacı var
hamm hamm
bunu ilk defa mı diyo
NEEEEEEEEE AYYYYY
NEEEEEEEEE AYYYYY
özgür burdan devamm plss
nE
çemkir askmm hakkındır
ADASDSAHAHAHSAHAHAHSA
babyy yosun
özgürün tilkilerine çekiliş olursa burdayımm
BUNUN DA BÖYLE OLACAĞINI BİLİYORDUM
BİLİYDİM BÖLE OLCANIII
özgürün bu romantik halini sevdim ama ürkütücü duruyor. bir tuhaflık var sanki her an bir b*kluk çıkacak gibi..
ayrıca bir şey soracağım (post atma yerini bulamadım) hani şimdi wattpad'de mesela bazı eksik kısımlar yayınlanmazdı yayınevleri izin vermezdi. misha öyle yapmaz değil mi, yani ona mı bağlı bilmiyorum..
kitaptan okuyorum sırf buraya yorum atabilmek için yükledim. hassiktir yani cidden. abi yosun düşük falan yapmasın artık yeter yani şok oldum okuyunca amınakoyim
Yeni travma yükleniyor..
09.10.2025
Mala anlatir gibi anlaticam demenin kibar yolu
05.10.2025
Hâlâ psikolojik roman edebiyatimyapiyorsun bir kez de kalbini aç şu kiza
05.10.2025
Kalbim kırıldı yine
22.09.2025
YETER ARTIK GOTUMDEN BUCAKLANDIM
hayir ya hayir
ben hala inanamiyorum bu hallere
25.08.2025
AGAGAGAGAFAFFA KENDİMİ DUVARDAN DUVARA VURUCAM ŞİMDİ
25.08.2025
NEEEEEE
14.08.2025
Hayir hayır hayır ya bir mutlu olduk ondada gene yıkıldık....hep mi böyle olacak ya
14.08.2025
Ayyayaayya minik yosun ve minik özgür geliyoreee
14.08.2025
Özgür bu sensin değil mi kaçırıp yerine başka birini koymadılar dimi ?
14.08.2025
Belki tanımazdım sizi o kitabı okumasam ..sizi yicem çiftimmm
14.08.2025
İçimizdeki hiç büyüyemeyen o çocuk 🥲
11.08.2025
Ben niye öfa yı hiç net okuyamıyorum ya niye yani yine buğulu buğulu yarım görüş açısıyla okuyorum. İçim çıktı ağlamaktan 😭
11.08.2025
Hayır ya bir kadın ikinci kez yaşamayaz bu acıyı nolur ya
10.08.2025
Ağlicam şimdi gerçek olamayacak kadar güzel bu özgür ve bu halleri beni çok korkutuyor 😭
06.08.2025
Okyanusa aşık minik balık haberin olsun Okyanus sana deliler gibi aşık oldu ve artık bunu hissettiriyor da ağlayacağım ya şimdi
06.08.2025
Özgür… Benim için hep çok farklı çok zeki bir karakterdi bu halleri beni çok mutlu ediyor bu evridiği hali ahhh be adam ahh
06.08.2025
Yosun o kadar bensin ki kendi değerimizi göremememiz bile aynı
06.08.2025
@seymoss umarım şu kelimeyi doğru yazdın kızım 😆
06.08.2025
Özgür senin bu yeni halin alev ateş yalnız
06.08.2025
@seymoss umarım şu kelimeyi doğru yazdın kızım 😆
05.08.2025
yosun sen tam olarak nesin,kimsin ve özgürü nasıl bu kadar aşık ettin
05.08.2025
reis şüphelendi
Perperişanım
Oha
Allahım nolur kardeş çıkmasınlar ya
Niye nikahına geçme planların mı vardı
29.07.2025
Bay K beni üzecek bir şey yapma lütfen
29.07.2025
24 yaşındayım, küçük bir kızken de senin bu halinle tanışacağımı biliyordum Özgür…
29.07.2025
Özgür fena adamsın. Ne çok bekledim şu halini 🌚
29.07.2025
Yosun dişlerimi gıcırdatıyorsun çok tatlısın.
29.07.2025
Eyvah 🙆🏻‍♀️
29.07.2025
Detaylarca 🫢
29.07.2025
Lan soyadım ahahahha
29.07.2025
Bir önceki bölümü sindirdiysek başlayalım…
28.07.2025
Ya yosunum kendini bu kadar herseyden pay çıkaran kendini bu kadar aşağılayan kirik yosunum
(╥_╥)
Kendini yetersiz hissetmek kadar iğrenç bir şey var mıdır
Yosun diğerlerine göre düz mantık düşünüp, aklı hinliğe basmayan biri. Kendini bu kadar soyut hissetmesine üzülüyorum, hâlâ daha olayı anlayamadı, herkes aynı düşünürken onun düşünememesi yıpratıyor onu, Özgür yine gidecek diye endişeli zaten, Yosun...
Harikulade bir resimin ortasındaki hata gibisin Yosun, oraya ait olmadığı kadar oraya ait bir hata
Kullanıcı adım konuşuyor bence 🙇‍♀️🙇‍♀️🙇‍♀️🙇‍♀️
27.07.2025
sen kımsın ve özgüre naptin
26.07.2025
Yosun sen bu adamdan ayrı kalmamak için ölmeyi bile bir gün geciktirip onunla tehlikeli bir oyuna girişmedin mi ? Şimdi neyin kaçması bu
Bence gözlerini öptüğü için oldu yosuna bir şey olmadı ama bebis gidiyo
Ya yine ya valla yok nasıl dayanacak bu kız yosunum canimin ici
Hayir hayir özgürün bebeğini kaybederse yıkılır ki hayir
Ay bu özgürün babiskosu
25.07.2025
aglicam simdi
agliyorum onun artik duygularini saklamadan gizlemeden bastirmadan anlatabilmesi
Hayır……..
Bu da iyi alisti
Allahım biz lunaparkta ‘gülünce dudakların şu kadar kıvrılıyor yukarı o yüzden benim dünyam bu kadar’ diyen özgüre bile ağlamış kızlarız bu şu an çok etkiledi beni
Yarabbim şükürler olsun tanrım evrenler ve güneş namaste amin amen
Anlamadım kitap değişti sandim yok değişmemiş hala öfa evrenindeyiz
Siz kardessiniz
Oğuzun sesiyle okudum
Canavar… Tilkim
Sende de var ya bir tane
fizik netim gibi bu bolum sonlara dogru hic yuzum gulmedi 😔
YOKSA BANA TORUN MU GELIYO
rahat birakin la artik cocugu
iki dk dur da sindireyim ozgurun guzel sozlerini
esrarengiz kasaba vibe
ozgurum bi soz var bilirmisin. ask bir sabun ise, kopurt beni pakize 😔
takvimlere yazin milattir bugun
cop posetleri 😔
ozgurden sevgi sozcuklerini duymaya alisik degilim bi bes dakika ara verdim hayati sorguladim biraz fazla sorguladiğim icin sıkıldım mentalim hazir okuyabilirim artik hahhdjwhd Allahim bugunleri demi gorecektik 😍
baksan yeter askim 😘
sen tam bi bayir domuzusun ozgur yosunun kalbini nasil alacagini cok iyi biliyosun
sende kimsede olamayan inanilmaz bi gucun var ve sevginde varrrr
oyyy annesinin kuzusu yerim seni ham diye
bayram degil seyran degil enistem beni niye optu asiri bu vibe KIMSE ALISIK DEGIL hahdshfhcjs
ozgurun bu romantikligine alisamadim bi turlu tuhafbi mutluluk var icimde
ne valiligi tbmm den iceri girip herkesten oy topladi
hala ayni adimi kullaniyo little monster
saygida kusur yok
24.07.2025
Askito Anıl’ı kıskanmayan var mı varsa anlık şoking
24.07.2025
Özgürü okumak benim kalbimi kırıyor pınara olan sevgisi anıları beni ağlatıyor özgür hangi psikolojik çöküntümün açığı bilmiyorum ama baya kişisel bir seşekilde özgürün sevgisi kelimeleri beni yıpratıyor
23.07.2025
💀
23.07.2025
Acaba ne zaman yüzümüz güler?
23.07.2025
Yosun bunu ikinci kez kaldıramaz yapmaaa
23.07.2025
Off offf
23.07.2025
Neee
23.07.2025
Birlikte iyileşin🫠❤️ bize de travma yaşatmayın artık🤗💅
23.07.2025
Bende aşığımm🥹💓
23.07.2025
o ne demek o ne demek?!
23.07.2025
tuzak bu
23.07.2025
her şeyden böyle kaçasım var
23.07.2025
ah be güzel kızım benim
23.07.2025
eridik bittik be özgür
23.07.2025
özgürün sesi kafamda oğuz gibi canlanmaya başladı, ufaktan sıyırdım galiba
22.07.2025
Özgürün tilkisi bim'e ne zaman gelir?
22.07.2025
HASSİKTİR
22.07.2025
Ay hamile ve düşük mü yapıyo yoksaa
22.07.2025
Kız hamile olmayasın 😳😳
22.07.2025
Ağlayacağım...
22.07.2025
LAN HAYIR
22.07.2025
Noldu la bu kıza
22.07.2025
küfür
22.07.2025
bu adamı evire çevire dövmek gerek
22.07.2025
BENİ DE ALIN ORAYA
22.07.2025
Dünyanın en kolay okunanı değil, okurun en güzel anladığı olmalı bence.
22.07.2025
AMAN BE!!! ORAYI ÖPENE KADAR HER ŞEY İYİYDİ.
22.07.2025
3 kere bitirdim seriyi. Hepsinde Özgür'e bakış açım çok farklıydı ama hiçbirinde Özgür'ü böyle okuyacağımı düşünmemiştim.
22.07.2025
Özgür o kadar çok yarı yolda bıraktı ki hiç inanasım gelmiyor
22.07.2025
Bu Özgür'den bende istiyorum..
22.07.2025
Bebek gibi bu kız ya... Alıp kucaklayasım geliyor bazen.
22.07.2025
Sen de en gerçek olanısın Yosun...
22.07.2025
Yosun için ağlayacağım şimdi...
22.07.2025
Yerim
22.07.2025
OHA OHA ÖZGÜR'E NAPMIŞLAR. BU GÜNCELLEMEYİ DÜZELTMESİNLER LÜTFEN..
22.07.2025
Kıyamam bu kıza ya...
22.07.2025
Sonunda Yosun'un varlığını hatırladılar.
22.07.2025
Ve Özgür Gencay golünü atar..
22.07.2025
Bizim de beklediğimiz yanıt bu değildi ne anlatıyon yavrum sen
22.07.2025
Tek yanlış sözü yok anılım da anılım
Liseli sude asla beklemezdi bu sahneyi okumayı
Anlamadım kar tanesi
22.07.2025
NEY NEY NEY NEY
22.07.2025
cok seviyom sizi
22.07.2025
Ben sizin kiskancliginizi da cok seviyorum
22.07.2025
IWNSOEJZOEJXOKEOXKDODK
22.07.2025
CANer kAVlAR BAYILIYORUM BUNUN DETAYLARINA COK OZLEMISIM
22.07.2025
Offf yosun bunu öğrenirse kaldıramaz kii ve nasıl düşük yapabilir hiç bir şey olmadı ki düşük yapması için 😭😭😔😔
22.07.2025
BÜSRAA SENİN YOSUNA BEBEK BORCUN VAE
22.07.2025
HAYİR AMK HAYİR YA
HAYIR ALTIMA SICTIM
IPTAL IPTAL IPTAL IPTAL
22.07.2025
Yaaa uerim seni özgürüm 🥹🥹
22.07.2025
Yosun üzümlü kekim amk 😭
22.07.2025
The other womeen
22.07.2025
The other womeen
22.07.2025
The other womeen
22.07.2025
The other womeen
22.07.2025
Yürü be anılim 💪🏻
22.07.2025
My shaeylaa yosunnn 🥹
@aptalbalikmeno ne alaka aq
Tatil boyle bise abi
@aptalbalikmeno ne alaka aq
Asiri kseyiflendim ya
Kalbimin kiriklariyla birlikte😭💘
Neden buna bukadar uzuldum bilmiyorum gozlerim doldu
Subhanallah ilk defa gorenler begensin😇😘🤲🙏
Bu araba kime cikiyo
aşık özgürü okumakta varmış :')
Nasıl yani özgür durup dururken güzelim mi dedi nE
22.07.2025
Bay k bile sanki şu an bir şeyler hissediyor gibi onu bile mahvetti bu olay
22.07.2025
Yine gördüm bu sahneyi yine gözyaşlarım sel oldu okurken benim nefesim kesildi sen yazarken nasıldın acaba bay k yosun duymasın diye fısıldadı biz duyduk hadi ep birliğiyle yosuna duyurmayalim bu kez kaldıramaz karimmm offff fenalık geldi
22.07.2025
Bu tilkilerden bende istiyorum abi
22.07.2025
Anılcım hiiiç gerilme her zaman ki özgür ahahahajah
22.07.2025
Gazeteciydi
22.07.2025
20 yaşında fangirlige dönüş uapan biri olarak MAHVOLDUM BÖYLE Mİ BİTİRİLİR BÜŞÜM acil yeni bölüm İSTEK DEĞİL İHTİYAÇ
bu bölümde o kadar güzel şey yaşandı ki bir an kpm okuduğumu unutmuştum ki son cümlelere kadar geldi tramva geldi acı geldi.. bölümün ortasında zaman dursun demiştim ama çünkü en son öyle mutlu olduğumda özgür bıçaklanıp öldü sanmıştım şimdi de vardı bir bit yeniği.. 22'sinde bir acı daha yaşatma bize büş 🥺
22.07.2025
diğer kitaplara bak bi de bize bak allahım niye ya
22.07.2025
yok
22.07.2025
of özgürün güçsüz olmasına asla dayanamıyorum kalbim acıyo
22.07.2025
ya bi dur zaten ortalık karışık
22.07.2025
özgürün en sevdiği oyun insan küçültme
22.07.2025
istediğin yere ateş et.. ilk kitaptaki
özgür gencay okusa keşke bunu
22.07.2025
healing era geliyo mu
22.07.2025
romantikliğe bak
22.07.2025
takıntılı manyak olmak işimize yaradı yosunum✌️✌️
22.07.2025
aşıksın biliyoruz
22.07.2025
@kisstegon bence bu saatten sonra yosuna bir şey olsa özgür asla devam edemez zaten bırakacak olsa bırakabilirdi sadece özgür kendini geç fark etti hislerini kabullenmesi zaman aldı ama artık biliyor ve sanmıyorum bağlanmadığını
22.07.2025
aslan kızım ya al istediğin cevabı biriciğim benim
22.07.2025
kıyamam sana aplıcam
22.07.2025
yosunu tanıyıp onun için hikayeleştirmesi ulan özgür bitiyorum sana
22.07.2025
özgürün bu güne kadar yanında olan tek kadınsın yosunum azıcık kendi değerini bil ya
22.07.2025
just ani bi itiraf
22.07.2025
tüm travmalarımızı normalleştirelimmm
22.07.2025
🤭🤭🤭🤭
22.07.2025
aizmfkwğamkdpwşsmsm atıl kurt
kitap acil basılsın da şuralara mavili turunculu postitler yapistirayim sırıta sırıta okuyayım
22.07.2025
bitanem benim
öfa okurken biri gelip bana özgür böyle böyle diycek dese gülerdim şu an ağlıyorum canım okyanusum ne de güzel yaşatıyor balığını
bileğindeki kesikleri bırakması gerekirken daha da sıkı tutarken aşık olduğunu hissettirmişti, şimdi de yaşatıyor, şu anları o kadar çok bekledim kiii keşke hep bu anda kalsalar
Satır arası yorum yapamıyorum neden bilmiyorum. Oylumla nasıl ilerleyeceğini çok merak ediyorum. Ve özgürün yosuna karşı değişen yosununda dediği givi daha yumuşak görünen bu hanımcı halleriyle yeniden tanıyoruz. Özgürün dediği gibi büyüdükçe insan feğiştikçe aşkı yaşama gösterme şekli değişiyor. Ama yosuna sevgisini nasıl görmek istediğini öğretmesini istemesi, ve en önemlisi artık iyileşmek istemesi beni çok ümitli ve mutlu hissettirdi. Özgür gerçekten büyüyor ve gelişiyor, değişiyor. Bunu hissettirdi. İki bölümdür ağlıyorum. Çok duygulandım. Özgürün babasını da çok merak ediyorum offf
18.07.2025
Oylum kimdi
18.07.2025
Oylum kimdi hatırlıyamadım
15.07.2025
Ben bu son yeri ilk okudugumda da daha satır arası ozellik gelmemişti şimdi 2. Yi okudum bölümü eksiksiz tamamladım ama yine ilki gibi üzüntü var içimde ilk okuduğumda geceydi ve sabah kadar gözüme uyku girmemişti bir dahaki bölümün hayalini kurmuştum sürekli Büşra bence bebegi öldürmeyecek o bebek ikisini de iyileştirecek diye teselli etmiştim sürekli kendimi bir sürü de hayal kurmuştum bunlar çok güzel anne baba olurdu özellikle özgür harika bir baba olurdu düşünsenize böyle etrafta koşan ufak tilki ve balıklar. Bölümü ilk bitirdiğimde aklıma gelen ilk şey yosun bunu nasıl kaldıracak oldu kaldıramaz dedim biz bile kaldıramıyoruz o nasil dayanacak ama bura ona yardım eder onu öyle bırakmaz eminim

Ama çok güzel olmazmiydi yaa busraa ufak bir bebeğimiz olsaydı yani ne olurdu ne güzel sevinirdik hele hamile yosunu okumak cok keyifli olurdu

Iste hayaller vs hayatlar 🖤
15.07.2025
Lütfen ağzımızı hayrq açalım daha yeni kavuştuk onlara
15.07.2025
Bu adamın sevgilim demesi bir tek beni mi benden alıyor yaaa😍
15.07.2025
Ben buraları okumadan gurupta görüp ağır tepkiler görüp bölüm sonunu okumuştum neden böyle olduğunu biliyorum yani ama şuan için parçalanıyor okur kende
15.07.2025
Kaçak işler birosu buyurun
15.07.2025
O odada ne servet yatıyodur şimdi ben bay k nin yerinde olsam satardım hepsini umrunda değilmiş zaten paraya para demezdi valla jxjxjjxjx
15.07.2025
Aaaaaaa hemde dizilmiş beni atın oraya ben orada yasarim
15.07.2025
Uuuuuuuu
15.07.2025
Uuuu uuuu
15.07.2025
Temizlik şart buraya fosur fosur hemde
15.07.2025
Mimar selim beyin eline su döktün busra böyle bir ev hayale bile sıgmıyor şuan jxjxjxjxj
15.07.2025
Bu evde ne ararsan var lan harika çok iyiii urkutuceeee uuuuuuu
15.07.2025
Özgür istediğimiz kıvama geldi sanirim 😅
15.07.2025
İnan bana yosun duygularımız karşılıklı
Tek şaşıran ve ilk defa bu yanını gören sen değilsin tüm bir misha aşireti ağzımız açık okuyoruz şuan olanları
15.07.2025
Kucuk bir oyun (supheli) 😶
15.07.2025
Siz birbirinizi iyileştirin biz de sizi iyesirken görünce iyileştim yaralarımızı sizinle saralım 🩹
15.07.2025
Buraya modelin mey şarkısı çok güzel gider yaa
15.07.2025
Yosun nun ismine Bende aşığım çok sanatsal bir isim gibi geliyor çok farklı ve güzel
15.07.2025
Bende böyleyim özgür inan bak valla bana da aşık olabilirsin canım ben yolundan da beterim bu konuda inan bu sahneyi bile bir hafta düşünür mutlu olurum
15.07.2025
Oğlum ben çok mala döndüm şu anda bu adam ne oldu hangi ara böyle oldu tamam şikayetimiz yokda Büşra sen naaptin bu adama 💯🧐
15.07.2025
Sen şimdi naaaneyi yemedinmi oylum ha
18.07.2025
Oylum kimdi
15.07.2025
Uuuf bu adam bir pilan yapınca ben bile neye uğradığımı şaşırıyorum yaaa çok iyi ogluuuum
11.07.2025
yapma ya
11.07.2025
HAYIR
11.07.2025
yosun ölecek bence
15.07.2025
Lütfen ağzımızı hayrq açalım daha yeni kavuştuk onlara
08.07.2025
Bende
05.07.2025
Niye böyle biyerde bitti ne zaman geliyor diyet bölüm🤧😭
04.07.2025
Bu yorum olayını sevmedim
04.07.2025
Güzelim kelimesi Özgür'lük değil bence üstüne oturmadı onun hitapları ona özel olmalı bunu sevmedim
08.07.2025
Bende
03.07.2025
yeni bölümü büyük bir heyecanla merak ediyorum *-*
03.07.2025
of evet
03.07.2025
bende bendeee
02.07.2025
Valla ya shipliyorum onları en doğru erkek hikayedeki
02.07.2025
çınar çok safe hissetiriyor sadece yosun'a karşı.
02.07.2025
Valla ya shipliyorum onları en doğru erkek hikayedeki
02.07.2025
;))
02.07.2025
;))
29.06.2025
Daha bölüm gelmeyecek mi biri bilgilendirsin yazardanda bir ses yok
27.06.2025
Yb ne zmn gelir :(
27.06.2025
Yb gelsin artıkkkk
27.06.2025
Ninjatıspa KAMSLAMSÖSMSMDÖEMDMDMÖDLDÖDÖDDÖDÖDÖDŞEÖDİSŞSÖSŞAÖDMSŞWÖÖ
27.06.2025
Sapla hançeri göğsüme kanasın ama gazla derine şnme orda awn varsın
27.06.2025
19 yaşında fangirlm BAYILAVAPIM
27.06.2025
Alttaki yprum özgürün bırakrığı travma nın kanıtıdır
27.06.2025
ANILIM YA AKSMAMSMDMSMDÖEM
27.06.2025
25*
27.06.2025
Larel kırtk tilki anca fulletdi yks26yı
27.06.2025
Ya mantıklı geliyor aslında düşük yapması. İnanılmaz yıprandı çünkü Yosun ayrıca bu bebek doğarsa ona da yazık olmuş olacaktı
27.06.2025
AY BİR DE SON BÖLÜM DELİRMEYİP DE NE YAPAYIM BEN YA
03.07.2025
bende bendeee
27.06.2025
Off hayır ağlıcam şimdi nolur olmasın ya
27.06.2025
Ne yani o kadar zamandır olmuyor muydu
27.06.2025
Hayır ya Yosun bir kez daha yaşarsa bunu atlatamaz ki bu sefer
27.06.2025
NE!?
27.06.2025
Hamileyim deme sakın ya
27.06.2025
Hayır...
27.06.2025
Yapma ama işte böyle ya... Kitap kötü biterse aklım hep bu mısralarda kalacak benim...
27.06.2025
Belki aşıktır ona lafım yok. Ama Yosun ölse Özgür bal gibi yaşar gibi geliyor bana. Ne bileyim sanki aralarındaki bağlar hala kopuk. Hatta hiç bağlanmamış gibi geliyor bana
22.07.2025
@kisstegon bence bu saatten sonra yosuna bir şey olsa özgür asla devam edemez zaten bırakacak olsa bırakabilirdi sadece özgür kendini geç fark etti hislerini kabullenmesi zaman aldı ama artık biliyor ve sanmıyorum bağlanmadığını
27.06.2025
Benim de
27.06.2025
Bana bi tık boş yaptı gibi geldi. Sonuçta ne söylese Yosun ikna olur ona
27.06.2025
O kadar alışmışım ki Özgür ün kırıcı cümlelerine bunlar bana çok şüpheli hissettiriyor
25.06.2025
Valla bıktım pınardan
25.06.2025
Öğrendin mi
25.06.2025
Yb ne zmn büşü kaç gündür bekliyorum
23.06.2025
Bi sonraki bolumu ne zaman atcak
25.06.2025
Öğrendin mi
23.06.2025
Neden dusuk yapiyo aq sudami bi sey vardi bu yatiyodu iste
23.06.2025
Olmadi ama ya
23.06.2025
Amk
23.06.2025
Bu kendi icin bi deney yapsaymis psikolojik sorunlari var bu oenin
23.06.2025
Bunlar ne la
23.06.2025
HAYIR
23.06.2025
Ya bu yapılır mı be Büşra Yılmaz bu yapılır mı be ya az sonra uyuyacaktım ya ağlicam valla ağlicam bayılıcam😭😭😭
23.06.2025
Ya sabahın beşinde travma yaşatmayın lan bana umarım düşündüğüm şey değildir lütfen lütfen lütfen ..
23.06.2025
Güzelim miii🤧
22.06.2025
Çil dedik harese geldi aklıma gisib onuda okuyayım
22.06.2025
Yorum o kadar haklıki lskflskfks cidden şükür
22.06.2025
Psikolojimin bozulduğu an
21.06.2025
Travma sebebi:(
21.06.2025
travma
20.06.2025
HAYİR BU SEFER BİR SEY OLMASİN ALLAHİM NOLUR AGLİCAM SİMDİ RABBİM SEN BUYUKSUN NOLUR BU BEBEK YASASİN İKİNCİ DUSUGU YASAMAYALİM NOLUR ZATEN OKURKEN O SAHNEDEN SONRA HAMİLELİK GELİR Mİ ACABA DİYE DUSUNMUSTUM AMA OFA NİN BU KASVETLİ HAVASİNİ UNUTMUSUM SANKİ LAYLAYLOM BESİK BAKMAYA GİDECEKLERDİ ALLAHİM NEYSE YOK YOK BİR SEY OLMAYACAK DA BEN NASİL BEKLİCEM SİMDİ KİTABİ RABBİM SEN BUYUKSUN
20.06.2025
YOKSA TAHMİN ETTİGİM SEY Mİ ALLAHİM
20.06.2025
gercekten 22 yasindayim siritarak bu aatirlari okuyorum fangirlligi dibine kadar yasiyorum su an
03.07.2025
of evet
20.06.2025
ne kadar iyilesmek istedigimi … bu cumle beni mahvetti
20.06.2025
aşırı edward ve bella vibe i yok mu
20.06.2025
lütfen hep böyle kal lütfen
20.06.2025
yorum beni o kadar guldurdu ki Ahaahhajaajajajskskwkakwsjwjwkdk
20.06.2025
Hoppaaa
19.06.2025
bir kere de gülmesin mi bu kızın yüzü
19.06.2025
hayır ya bu olmaz işte
19.06.2025
düşük deme sakın....
19.06.2025
??????
19.06.2025
adam psikopattı bir de eser kaçakçısı çıktı iyi mi
19.06.2025
sırıtıyorum bir manyak gibi 24 yaşımda beni ne hallere dusuruyorsun Gencay
19.06.2025
😭😭😭😭😭😭😭
19.06.2025
birlikte iyileseceksiniz
19.06.2025
tüm kitap özgürün böyle konuşması olsa yine okurum nasıl saf güzel bir sevgidir bu
19.06.2025
Bi şaplak
19.06.2025
nasıl mutlu oluyorum var ya şu sahneleri görünce yosunum hak ettiği sevgiyi alınca
25.06.2025
Valla bıktım pınardan
19.06.2025
Gencay sen hiç degisme
19.06.2025
aglicam deliricem sözlere hareketlere bak
19.06.2025
😭😭😭😭😭
19.06.2025
allahim ben bu aşık özgürü çok sevdim nolur hep böyle kal
19.06.2025
özgürüm nasıl da anlatiyor
19.06.2025
yosun yapma bunu ya uzaklaşma
19.06.2025
Okuduğumdan beri aklıma geldikçe kafayı yiyorummmmm
19.06.2025
...
Garibanın yüzü güler mi be
Biz neden hiç mutlu olamıyoruz….
19.06.2025
Nasıl ya özgür gelmen gereken konular var
19.06.2025
Çok aşıkmış iki gözümün çiçeği 😍
19.06.2025
Şu an popona vura vura sevesim var seni Özgür
19.06.2025
Özgür'ün değişimine en çok Yosun için seviniyorum. Yosun'u içimde sevilmeye muhtaç tarafıma benzetiyorum. O sevildiği zaman o tarafim da mutlu oluyor sanki.
19.06.2025
YB isterizz YB isterizzz
19.06.2025
bu yapılır mı be bize Büşü
19.06.2025
kalbimden vuruldum?
19.06.2025
İyileştiririz seni.. Kayanın altında Özgür'leşmek isteyen Yosun'a tutun yeter.
19.06.2025
ALLAH'IM BU ÖZGÜR BENİM ÖZGÜR'ÜM İLK DEFA PINAR'A VERDİĞİ DEĞER GIBİ HİSSETTİM OF
19.06.2025
ne guzel anlatmis ya
Ayy çok mutlu oldummmmm!!
19.06.2025
Ben bu Özgürce alıştım lütfen eskiye dönme
19.06.2025
Özgür'ün tilkilerinden bana da lazım ya tek tilki yksyi fuller bence
19.06.2025
(1 hafta sonra özgür busradan intikam almak için kitabı gizlice kafeye koyup onu korkutmaya çalıştı)
19.06.2025
And yep this is where my trauma began
İlüminatiyi de bunun babası kurduysa şaşırmam puşt herif
Senden çok fena işkilleniyorum oğlum gözüm üstünde 😶‍🌫️
19.06.2025
YOSUN VE BENİM SUÇUM NEYDİ DE BİZİ SÜREKLİ AĞLATIYORSUN KADIN
Kurban olduğum rabbimm.. 🙏bizim kıza güzelim dedi bu günleri de gördük çok şükür hikmetinden sual olunmaz rabiiiiiiiiimm
19.06.2025
Travma sahne
Ağlıcammmmm
19.06.2025
belkide şuan hiç sırası değil ama o bebeğe ikisininde ihtiyacı var herkesin var 2ci bi düştüğü yosun kaldıramaz herhalde
18.06.2025
6. bölümün adı kirli doğmak ve yosun düşük yapıyor... bu minik can bu kirli dünyaya doğmak istememiş olabilir mi??? ve özgürün cennette ki evi büyüyor sanırım tilkilerinin yeni bir ev planlaması gerekecek.
18.06.2025
Bebekleri olacak 🥹 Büşü olmayacaksa hayalini kurdurma please 🥲
18.06.2025
Hemen gelsin devamı işimi bırakıp okuyorum ama burda bitmemeli
18.06.2025
Hay bin lanet ya
O bebek doğmalı
18.06.2025
🐟 rozetini alicaaaam
18.06.2025
O kadar güzel betimlemişsin ki bayıldım...🫠
18.06.2025
Yıllar önce doğmasına izin verilmeyen minik, annesinin karnında saklanıp Yosun’laşmış, Özgür’lüğü tadınca tekrardan ortaya çıkmak istemiş. Umarım bu sefer özgürce büyür, doğar, yaşar. Babasının tilkilerinin kuyruklarını çekiştirerek hedeflerine yön vermeye yardımcı olur. En çok da ismini merak ediyorum… (doğmama gibi bi ihtimal yok Büşü plss hepimizin ihtiyacı var bu tatlı kaosa)
18.06.2025
O kadar güzel betimlemişsin ki bayıldım...🫠
Anamın ruhunu ortaya koyuyorum
O balık rozetini alcam
O balık rozetini alcam
Aaaaa makamıdır bu bölüm
17.06.2025
Özgür ün hislerini belli eden biri olmsını yosuna hassas davranmasını romantikleşmesini seviyorum. Bence baba olmayı hak etti🤫
17.06.2025
🦊🤍🐟
17.06.2025
🐟
17.06.2025
Büşra tek söyleyeceğim Yosunu artık Rahat bırak.
17.06.2025
Hayır ya hayirrrr ölmesin bebek 🥹😭
17.06.2025
Ben hala yeni bölüm bekliyorum 😭😭 yosuna ne olacak
17.06.2025
Düşük yaptıktan sonra Yosuna ne olcak
15.06.2025
neler oluyo burda
14.06.2025
İos ana ekrana bu uygulamayı nasıl indirebilirim biri söyleyebilir mi
14.06.2025
Evett eveettt kafayı yicem bende
14.06.2025
Yosun neden her kitapta düşük yapıyor cildircaammm
14.06.2025
Evett eveettt kafayı yicem bende
14.06.2025
ayayayayay inanmıyorum müthiş bir yer 🥹
yosunduk bir kayanın altında özgürleşiyoruz 🥹🥹🥹
14.06.2025
her kitaptan büşraya ask ilan ediyorum fare sana nasil hitap edeceğimi bulamadim bir an bwiubjiiwibbwiducibdciubbi
14.06.2025
ask bahçemmmmmm yerimmmmm seniiii büsbüsummmmmm bunda sonra sana büşbüş diycem hiihhiihihhihihi yerimmmmmmm askimmbeb sana asik olabilir miyim bence öyleyim de çünkü 😍😍😍😍😍😍
Bu karının niye her kitap bi bebeği ölüyor yav 😭😭😭😭
13.06.2025
off bebeğim yosunum.. umarım bebeğin düşmez de gelir ya hakettik bunu biz
13.06.2025
beni, sevgilimden sonra heyecanlandıran tek şey büşra..
Ay heycanla yorum yapmak için girdim aşağıda son cümleyi görünce fenalık geçirdim yine
13.06.2025
Senin nasıl mavi tikin var... haksızlık
Şimdi bütün bölümleri tekrar okuyana kadar buraya güzel bir yorum bırakmak istedim! Bu benim ilk yorumum hem site hemde hikaye için
.. En başta Öfa ile başladığım bu serüvene ve büşrayı tanımama yatdımcı olan o kitaba şimdi bu pencereden bakmak çok hoş uğraşılmış bir site, kitaplat ve çok tatlı insanlar var ve ben bu duruma çok yumusak bakıyorum
Her zaman daha iyisini bize sunmak için çalısan bütün ekibe özellikle büşraya çook teşekkür ediyorum SİZİ ÇOK SEVİYORUZ YA🥹💖🎀
13.06.2025
Yeni güncelleme baya iyi
13.06.2025
Yosun doğursun allah rızası için
13.06.2025
Anlamadım kar tanesi 😦😦😦
13.06.2025
Ayraç özelliği vardı artık olmayacak mı 🥺
13.06.2025
siteye bir güncelleme daha gelse ve özgür sipariş verebilsek olur mu🥹🥹🥹 (ufak bir istek)
13.06.2025
napıonuz
13.06.2025
Senin nasıl mavi tikin var... haksızlık
14.06.2025
her kitaptan büşraya ask ilan ediyorum fare sana nasil hitap edeceğimi bulamadim bir an bwiubjiiwibbwiducibdciubbi
13.06.2025
Artık kitap yayınlansın ve kocaman ansiklopedi gibi kalın olsun istiyorum. Hatta final olmasın Büşra sonsuza kadar yeni kitap yeni bölüm yazmaya devam etsin nolur 🥲😅
Şu yks illeti bir geçse de yeni bölümlerimizi doya doya (ağlaya ağlaya) okusakk
İlk yorum benden o zamann 😭🤍