"Çalıntı Cennet"

0%
Özgür’ün kucağında, nereye gittiğimizi bilmeden ilerlerken ona söz vermeme rağmen birkaç saniyede bir gözlerimi minik aralıklarla açıp ona bakıyordum. Tekrar yok olmasından o kadar çok korkuyordum ki, diğer bütün korkularımı o an gölgede bırakıyordu bu. “Gözlerini kapa dedim” diye beni uyarırken, yere eğildi birden. Gözlerimi kapayamadım yine de. Küçük bir kapıdan, depo bozması bir yere girdik. Kapının hemen dibine çöktüğümüzde, beni hala sımsıkı kucağında tutuyordu. Göz ucuyla bana bakarken, “Sözümü dinle” diye uyardı tekrar. O sırada duyduğum bir ayak sesi, öyle çok korkuttu ki istemsizce gözüm kapının kenarındaki minik aralığa kaydı. Bir çift bacak görüş açıma girdiğinde parmaklarımı Özgür’ün göğsüne geçirdim panikle. Ameliyathanedeki adam mı gelen?

Özgür, sımsıkı tuttuğu bedenimi hiç gevşetmeden kendine çekti. Kapıdaki küçük aralıktan dışarıyı kontrol ederken; bedenimi, sesimi hatta nefesimi dahi kontrol edemediğimi bildiği için olsa gerek eli ile ağzımı kapattı. Dudaklarımla birlikte burnumu da kısmen kapatıyordu. Nefesimi kesen parmak boğumları kan kokuyordu. İstemsizce bir anlığına kapadığım gözlerimi aralayıp, dudaklarıma bastırılmış eli çektim. Gerçekten de, yağmurun seyrelttiği kan ince yollar yapmış ve parmaklarından aşağı akmıştı.

Birini mi yaraladın Özgür? Yoksa peşimizdeki adamı mı?

Özgür, elini hızlıca çekip tekrar ağzımı kapadı. Sanki nefes sesimin bile duyulmaması gerekiyordu. Diğer eliyle de söz verdiğim halde kapatmadığım açık gözlerimi perdeledi. Bütün duyularımı kapatıp, gerçek dünyada düştüğümüz kabustan beni uzak tutmaya ve zaten hali hazırda tam olarak yerine gelmeyen gerçeklik algımı iyice öldürmeye çalışıyordu. Ama hala kulaklarım açıktı ve dışarıdan gelen sesleri duyabiliyordum.

“Sen aşağı in çıkışı kapat” dedi boğuk sesli bir adam. “Engin’e söyle, diğerleri içeriyi arasın.” Adam sakin konuşuyordu ama bir sebepten kendine güvendiği belliydi. Sakin tavrı, tehditkarlığını örtemiyordu bile. “Sakın elinizden kaçırmayın, belanız olurum” dedi bastıra bastıra. Karşısındaki adam “Hiçbir yere kaçamazlar sen merak etme” diye cevap verdi. Özgür bu cümleyi duyar duymaz sadece benim hissedebileceğim şekilde güldü. Nedense, bu sessiz gülüş daha tehditkardı.

İki çift ayak oradan uzaklaşırken, boğuk sesli adamın olduğunu tahmin ettiğim bir homurdanma duydum. Adamın ayak sesleri, yağmur seslerine karışırken kendi etrafında döndüğü belliydi. Özgür, kulağıma “Sakın ses çıkarma” diye fısıldayıp yüzümdeki ellerini çekti. Boşlukta kalan başım, göğsüne düşerken gözlerimi belli belirsiz araladım. Cebinden çıkardığı telefona bir şeyler yapıp ayak ucuna bıraktı. Beni tekrar sımsıkı tutup, ses çıkarmamak için dikkatlice ayağa kalkarken “Sıkı tutun düşme” diye tembihleyip geri geri yürümeye başladı.

Ellerimi koluna geçirirken gelişigüzel sarılmış ve kanlar içindeki kolunu fark ettim. Bir an, Özgür’ün sessiz kalmam gerektiğini söylediğini hatırlayıp dilimin ucuna gelen çığlığımı içime yuttum.

Neşteri koluna geçirdiğim kötü adam… Özgür müymüş?

O an kimlerden kaçıyorduk, neyin içine düşmüştük… Özgür neden beni ameliyathanede öylece tutuyordu ve ne amaçlıyordu bilmiyordum. Belki birazdan terastaki adam bizi yakalayacaktı. Belki Özgür beni tutamayıp düşürecek, her şey mahvolacaktı. Düşünebileceğim milyon tane korkutucu senaryo ve cevabı belirsiz soru varken, aklım Özgür’ün kanayan koluna takılmıştı. Yüzümü boynuna bastırdığımda, gözyaşlarımın göğüs kafesine doğru süzüldü. Derin bir nefes çektim içime bir nebze sakinleşebilmeyi umarak. Başarılı olamayınca gözlerimi usulca tekrar kapattım ve içine düştüğümüz kabustan beni kaçırmasına izin verdim.

Geri geri giderken, göremediğim ama hissettiğim bir açıklıktan gelen rüzgar enseme değdi. Tam o an, bir telefon sesi bulunduğumuz yerde çınladı. Korkuyla daha sıkı tutundum kollarına. Terastaki adamın bizi fark edeceği korkusuyla kalbim hızlandı. Gözümü açtığımda çalan telefonun uzaklaştığımız kapının hemen önünde olduğunu fark ettim. Özgür’ün telefonu neden orada ve sesi açık bir şekilde bıraktığını düşünürken kapı bir tekme ile açıldı. Koşar adım gelen adamın ayak sesleri içeride yankılandığı an, Özgür de koşmaya başladı. O kadar hızlı koşuyordu ki, sarsıntıdan tekrar gözüm karardı.

Hata değildi… Bilerek dikkat dağıtmak için yapmış.

Özgür’ün kafasındaki tilkileri hafife aldığımı fark ettim o an. Bunun sebebi ise, Cehennem Evi’ndeki yıkılmış halinin hatırımdaki son hali oluşuydu. Kendime kızmaya bile zamanım yoktu. Beni kucağında sımsıkı tutarak dar bir merdivenden aşağıya koşarken, boğuk sesli adamın çığlıkları peşimizde yankılandı. “Hiçbir yere kaçamayacaksın, dur orada!” Bir el silah sesi patladı. Korkuyla daha da sindim tutunduğum kucağa. Özgür, tiz bir kahkaha atıp “Siktir oradan” dedi ve birden paldır küldür bir aracın arka kapısından içeri daldı.

Fırlatıldığım zeminde acıyla kıvranırken, araç son sürat hızla ilerlemeye başladı. Hiçbir yere tutunamadığım için geriye devrildim. Özgür, arka kapıyı iki eliyle kendine çekip kapatırken, siren sesi çığlık atar gibi yankılanmaya başladı.

Polis mi yoksa?

Aklıma, Cehennem Evi geldi. Siren sesi zihnimdeki o anıyı tekrar tekrar yaşatırken bana, buz gibi bedenim anılarımdaki o yangın ile yanıyordu sanki. Özgür, dizlerinin üstüne bana yaklaşıp, üstüme eğildi. Yüzümü tutup, sanki her şey normalmiş gibi “Canın çok acıdı mı” diye sordu. Gözlerimi şaşkınlıkla kırpıştırırken, ıslak bedenimin aksine kupkuru olan boğazımdan kelimeler güçlükle çıkabildi. “Siren…” diyebildim. “Sirenler…”

Yüzü hala yüzümün yakınındayken, elini başımın altına yerleştirip beni usulca kaldırdı. “Rahatsız mı ediyor” diye sordu rahat tavrını koruyarak. Doğrulduğum an gözüm sedyeye kaydı. Siren sesi, polislere ait değildi. Ambulanstaydık.

“Nasıl…” diyebildim kendi kendime. “Neden?”

Özgür, kafamın daha da karıştığının farkındaydı. “Düşünme” dedi sadece. “Kendine izin ver biraz.”

Siren sesleri acı acı bağırırken, ambulans o kadar hızlıydı gidiyordu ki, zihnim yetişemiyor gerisinde kalıyordu zamanın. Düşünmek istesem de, pek beceremiyordum zaten. Elimle, sedyeyi kavrayıp ayağa kalkmaya çalışırken Özgür belimden kavradı ve beni kolayca kaldırıp sedyenin üstüne bıraktı. “Biraz uzan…”

Dediğini yapıp kendimi sedyeye bıraktığı an, başımın ne kadar döndüğünü ancak fark edebildim. Sadece hızdan ya da siren sesinden değildi. Zihnim şimdiki zamana adapte olmak ve gerisinde kaldığı günleri yakalamak için daha hızlı koşuyordu. Midem bulandı. Elimi boş olduğu belli olan midemin üstüne bastırdım. Tuttuğum tüm gücüm, parmak uçlarımdan çıkıp giderken, ara ara siyaha düşen zihnim tamamen renksizliğe teslim oldu.

Birkaç dakika zihnimin düştüğü siyahlıkta debelenip, tekrar kendime geldiğimde ensemden tutup beni hafifçe kaldırmış olan Özgür bana su içiyordu. “Bir yudum daha…” Güçlükle birkaç yudum daha alıp, kendimi tekrar sedyeye bıraktım.

“Neden ambulanstayız” diye sordum. Fısıldamışım gibi çıktı sesim. Özgür, sedyenin yanına dizlerinin üstüne çöktü. Benim, sadece birkaç yudum içmeyi becerebildiğim için hala dolu görünen şişeyi dudaklarına götürüp büyük bir yudum aldı. “Kaçıyoruz” dedi alelade bir şey söyler gibi.

“Neden…” diye sordum cevabından deli gibi korksam da.

Gözlerini benden kaçırıp, baş parmağı ile alnımı okşamaya başladı. “Çünkü planımı bozdun” dedi usulca. “Kaçmaktan başka çaremiz yok şu an.” Alnımı okşadığı baş parmağını usulca kaydırıp, dudaklarıma indirdi. Sanki cevap vermemi istemiyormuş gibi parmağını dudaklarıma bastırdı. “Senin yüzünden bütün planım alt üst oldu.” Dudaklarımı aralayıp, bir şeyler söylemek daha doğrusu peş peşe sorular sormak istedim. Ama sadece, ince bir nefes çekebildim içime. Gözlerini tekrar gözlerime dikti. Alay eder gibi kıvırdığı dudaklarından düşen her kelime, anlamına ters düşecek kadar rahat çıkıyordu. “Her şeye baştan başlamamız ve tüm dünya ile baştan savaşmamız gerekecek” dedi. Eğilip, sigara kokusunun yer ettiği dudakları ile dudağıma minik bir buse kondururken ona karşılık veremedim. Alnını, koluma yasladı birden. Derin bir nefes çekti içine. Ne düşündüğünü çözmek istedim. Elimi saçlarına götürdüm usulca. Sanki o dokunuş gerçekten aklını okumamı sağlayabilmiş gibi sıçradı birden. Geri çekilip, sırtını arkasındaki panele yasladı. Cebinden, ezilmiş bir sigara paketi çıkarıp bir dal sigara yaktı. Ambulans sarsılarak ilerlerken, dudaklarından dışarı sızan duman dans eder gibi görünüyordu.

Kendi kendine gülümsedi birden. Konuşacak gücüm yoktu ama dinlemek için can atıyordum. Yattığım yerde doğrulup, sırtımı tıpkı onun gibi aracın paneline yasladım. Ayaklarımı aşağı sarkıtırken, üstüme giydirdiği ceketine sımsıkı sarıldım. Bana bakıp, her hareketimi incelerken, gülümsemesi biraz daha büyüdü. “Ama biliyor musun…” dedi usulca. “Yine de içimdeki şu dürtüye engel olamıyorum.” Sigarasından aldığı nefesi bana gelmemesi için dudağının kenarı ile diğer tarafa üflerken gözleri de dumanı takip ediyordu. “Her şeyi mahvetmen için tekrar tekrar dünyaya gelmek istiyorum.”

Ağlamak istedim. Hayatta hiçbir şeyi başaramadığımı, kendi hayatımı ellerimle mahvettiğimi düşündüğüm için sanırım; duyduğum cümle haddinden fazla romantik geldi. Gelmemeliydi. Gelmese iyiydi.

İçime, nefes yerine kapalı alanda sızacak bir yer bulamadığı için havada asılı kalan sigara dumanını çektim. İçim de, bedenim gibi titredi. Birkaç dakika sadece onu seyrettim. Zihnim hala parçalar halindeydi. Birleşmiyor, anlamsız bazı anıları önüme diziyordu. Yüzündeki ifadeden, başımıza gelenleri çözmeye çalıştım. Ama olmadı. Bir ambulansta, kulaklarımız siren sesleri ile parçalanırken o kadar rahat görünüyordu ki, şaşırmayı becerebilsem şaşıracaktım. Rahatlığını bozan tek şey, kolundaki yaraydı. Ara ara, rahatsız oluyor gibi omuzunu hareket ettiriyordu. Birden aklıma o yarayı benim açtığım geldi. “Özür dilerim…” dedim usulca.

Kaşlarını usulca çatıp, “Ne için” diye sordu.

“Kolun…”

Kafasını iki yana salladı. “Önemli bir şey değil” dedi. “Benim hatam.”

“Nasıl senin…“ Sözümü hızlıca kesip “Benim hatam” dedi bastıra bastıra. “Çünkü senin ne kadar güçlü olduğunu unutmuşum.” Güldü. “O ilacın senin kilonda birini günlerce uyutması gerekirdi. Ama sen yine ne yapıp edip ayağa kalktın.”

Başka bir soru daha… Gerçekten, neden beni uyutması gerekmişti ki? Neden ameliyathanede o halde yatıyordum? Zihnimde soru çok uzundu ama gücüm sadece “Neden yaptın” demeye yetti. O anlardı zaten. Anlamıştı da.

“Yapmam gerekti” diye cevap verdi usulca.

“Kimden kaçıyoruz?”

“Birçok kişiden.”

“Tehlikede miyiz?”

“Baya.”

“Teşekkür ederim.”

“Bu ne için peki?”

“Bu defa tek kaçmadığın için.”

Ayağa kalkıp, sedyede yanıma oturdu. Beni dikkatlice kendine çekti. İçine öyle derin bir nefes çekti ki, hala düzensiz nefes aldığım için neredeyse kıskanacaktım. “Bundan sonra bize tam olarak ne olacak bilmiyorum” dedi. “Ama seni korumak için bir kere yalnız bıraktım, işe yaramadı. O yüzden bu defa seni tek başına bırakmayacağım. Ne olursa olsun…”

“Ne olursa olsun mu?”

“Ne olursa olsun” dedi kendinden emin bir şekilde. Daha önce hiç böyle bir söz vermemişti bana. Şaşkınlığım, mutluluğum ve endişem birbirine geçti. “Keşke sana daha güzel sözler verebilseydim ama… Sana sunabileceğim tek şey, bu. Hastalıklı zihnimi iyiye kullanabileceğim, tek kişi sensin. O yüzden, bu defa bencillik edip yanında kalacağım.”

“Sana ne oldu Özgür? O geceden sonra…”

“Hatırladım” dedi usulca.

“Neyi?”

“Gerçek Özgür’ü.” Güldü yine. “Senden önceki Özgür’ü… Seninle olan Özgür’ü… Hepsini hatırladım. Senden sonraki Özgür’den ne kadar nefret ettiğimi daha iyi anladım.” Bakışlarını benden çekti sanki utanır gibi. “Gözüm öfkeden kör olmuştu. Hayattaki tek amacım, Pınar’ı incitenlerden intikam almaktı. Elimde bundan başka tutunacağım başka bir şey yoktu.” Elimi sımsıkı tutup, “Ama hatırladım” dedi tekrar. “Aslında tutanacak bir şeyim daha varmış.”

Elimi tutan parmaklarına tırnaklarımı geçirdim. Duygularım bir yumak gibi iç içe geçtiğinden ve onları ayrıştıracak gücüm olmadığından ne hissetmem gerektiğini tam olarak bilemedim. Zihnim her saniye daha da açılırken, en son hatırladığım anıda ona ne kadar öfkeli olduğum gerçeği yüzüme çarptığı için tozpembe hayaller kurup mutlu olamadım. Ama kötü de hissettirmedi. Cılız bir umut, zihnime hafifçe değmişti sadece. Çaresizce “Bana da hatırlat…” diyebildim. “Lütfen…”

“Hatırlattığımda, beni hala sevmeye devam edecek misin?”

“Ne zaman bırakmıştım ki?”

Kafasını geri atıp, gözlerini kapadı. Gülümsedi. “Asla bir araya gelmemeliydik” dedi kendi kendine. Beni saran kollarını iyice kenetledi. “O gün asla evine girmemeliydim.” Eğilip, saçlarıma bir öpücük kondururken, dudaklarını kulağıma dayadı. “Ama artık… Durdurulamayız” diye fısıldadı. Alnını, başıma yaslayıp tekrar öptü şakaklarımdan. “Durmak da istemiyorum gerçi…”

Neden içinde olduğumuzu anlamadığım ambulans, son sürat ilerlerken yalpalayan vücutlarımız giderek birbirine geçti. Zihnim tamamen uyandığında ve yaşadıklarımızı tam olarak algıladığımda ne hissedeceğimi bilmeden o anki sıcaklığın beni ele geçirmesine izin verdim. Her ne kadar o sıcaklığın, odunlarını ellerimizle taşıdığımız ve ateşini birlikte yaktığımız kişisel cehennemimizin bir yansıması olduğunu bilsem de…

Başım Özgür’ün omzunda, gözlerim boşluktaydı. Hiçbir şey konuşmadan öylece duruyorduk. Özgür ara ara sigara yakıyor, içeriyi iyice dumanla dolduruyordu. Siren sesine kulağım bir müddet sonra o kadar çok alışmıştı ki, ses kesilince birden sıçradım. Özgür, “Daha gelmedik” dedi yanlış anladığımı fark edip. O’na cevap vermeden, ağırlığı giderek artan kafamı tekrar omzuna yasladım.

Sessizdi. O kadar sessizdi ki, ıssız bir yoldan geçtiğimiz belliydi. Siren seslerinin o yüzden kesildiğini anladım. Nereye gittiğimizi sormak istedim ama cevap alamadığım onlarca sorudan sonra gereksiz geldi. Hoş, ambulansı kimin kullandığını ve onunla bizi neden ve nasıl kaçırdığını da merak etmeye başlamıştım ama… Onu da elbet araç durunca öğrenecektim.

Uzun bir yolculuğun ardından, zaman ve mekan algım giderek silindi. Bir anlığına içim geçmiş olacak ki, ambulansın arka kapısı gürültüyle açıldığında sıçrayarak uyandım. Gözlerim açık kapıyı bulduğu an gördüğüm ilk yüz Bay K’ninki oldu. Şaşkınlık ile kafamı Özgür’ün omzundan kaldırıp “Çınar…” dedim usulca. Dudaklarım istemsizce yukarı kıvrıldı. Özgür’ün yokluğunda yaslandığım kişiydi sonuçta. İçimde ona karşı hep anlamsız bir güven hissi vardı. Komiktir, yaşadığım bir çok şeyin sebebi de oydu ama…

Özgür, sanki Bay K’ye ismi ile hitap etmemden rahatsız olmuş gibi bana sardığı kollarını usulca sıktı. Bay K, belli belirsiz gülümseyip doğrudan bana bakarak “İyi misin” diye sorduğu an ben daha cevap veremeden, tanıdık ve ökeli bir ses “Eminim çok iyidir” diyerek benim yerine cevap verdi.

Anıl’dı.

Gözlerini devirip, parmaklarını uzun saçlarına geçirip geriye attı. İçini çekip, laf sokar gibi “İnmeyi düşünüyor musunuz” diye sordu. Bir adım daha yaklaşıp içeri kafasını soktuğunda Özgür’ün kanayan kolunu fark etmiş olacak ki kaşlarını çatıp, “Koluna ne oldu” diye bağırdı endişeyle.

O kadar bendi ki tepkisi, gülesim geldi. O anki durumumuzda Özgür’ün kanayan kolu için endişelenmek bir bana, bir de Anıl’a yakışırdı zaten.

Özgür, “Önemli bir şey değil” diyerek geçiştirip, beni kucakladı. Dikkatlice ayağa kalkarken, ambulansın kapısına omzunu yaslamış Bay K kendini çekip öne atıldı. “Ben taşırım, kolun iyi görünmüyor.”

Özgür Bay K’ye cevap bile vermeden beni sımsıkı tutarak ambulanstan aşağı indi. Gözüm hala Bay K’deydi. Kafamdaki onlarca cevapsız soruya, birkaç tane daha eklenmişti ama onun mimiksiz yüzünde de bir cevap bulamayacağım aşikardı.

Özgür, ağaçların arasına saklanmış, ıssız ve ürkütücü görünen kocaman bir evin kapısına doğru ilerlerken, omzunun üstünden gerimizde kalan Bay K ve Anıl’a baktım. Bay K, ambulansın arka kapısını örterken, gergin görünen Anıl “Ne yapacağız bunu” diye soruyordu.

Uzaklaştığımız için giderek azalan sesine rağmen oldukça sakin konuştuğunu duyabildiğim Bay K “Garaja saklayalım” dedi. Anıl, elindeki anahtarı Bay K’ye doğru fırlattı. “Sen hallet o zaman.” Cevap beklemeden ona sırtını dönüp bizim arkamızdan yürümeye başladı. Nedensizce, Anıl ile göz göze gelmek beni gerdiği için kafamı hemen geri Özgür’ün göğsüne gömdüm.

Kapının önüne geldiğimizde, Özgür beni yere bıraksın diye usulca kıpırdandım. “Yere bırakabilirsin beni, iyiyim” dedim yalan söyleyerek. Kafasını iki yana sallayıp “Bırakmak istemiyorum” dedi. Gücünün azaldığı usulca titremesinden, kolunun kötüleştiği tek bir kuru yerin kalmadığı kanlı sargı bezinden belliydi. Sırtını yavaşça duvara yasladı güç almak için. Sesimi olabildiğince kısarak “Nereye geldik” diye sordum. Bana bakıp, gülümsedi. “İçeri girince öğreniriz.”

Anıl’ın homurdandığını duyduğum için bir soru daha soramadım. Bir süre kapının önünde öylece bekledikten sonra Bay K’nin her zaman aynı tonda işitilen ve beni rahatlatan sesi geldi. “Beklettim sizi… Daha önce hiç ambulans park etmemiştim de, zor oldu biraz.” Komik mazeretini sunarken benimle küçük ve kısa bir göz teması kurdu. Ardından anahtarı deliğe geçirip, içeri geçebilelim diye kapının kilidini açtı.

O an yine gecikmiş bir aydınlanma yaşadım.

Geldiğimiz o gösterişli ve ürkütücü ev, Bay K’ye aitti.


Kaç katlı olduğunu çözemediğim evin, giriş katındaydık. Karanlıktı ve göz gözü görmüyordu. Bay K, ışıkları açmak yerine, köşede duran abajuru ve birkaç mumu yaktı. İçerisi kısmen aydınlandığında, bulunduğumuz salonun ne denli büyük olduğunu ancak fark ettim. Özgür, beni tekli koltuğa bırakırken üstümde yalnızca ince bir ceketin olduğunu hatırlamışım gibi bacaklarımı birbirine kenetleyip ceketin uçlarını çekiştirdim istemsizce.

Bay K, mobilyaların üstündeki örtüleri kaldırırken; Özgür de sanki kafasında yeni bölgesinin haritasını çıkarıyormuş gibi dikkatlice etrafı tarıyordu. Yeni girdiği her yerde yaptığı gibi… Anıl ise… O’na bakmaya hala cesaretim yoktu.

Bay K, rahatsız oturuşumu fark etmiş olacak ki içeriye gidip elinde bir takım eşofman ile geri döndü. Önümde diz çöküp, kıyafetleri kucağıma bıraktı. “Bunları giy.”

Gülümsedim. “Teşekkür ederim…” dedim usulca.

Bay K, elini elimin üstüne yerleştirip kelimelere dökmeden “rica ederim” der gibi elimi sıktı. Pek gülmezdi. Gülse de bir anlamı olmadığını bilirdim. O yüzden dudaklarını hareket ettirme zahmetine girmedi.Tanıdık bir histi bu, hoşuma gitti. Yavaş yavaş normale dönerken, o tanıdık hisse tutunmak istedim. Fakat Özgür, sanki Bay K ile yan yana durmamdan rahatsız oluyormuş gibi, onunla bakışlarımızın arasına perde gibi indi tekrar. Elini uzatıp “Hadi gel, üstünü değiştirelim” dedi.

Bay K, hemen geri çekilip Özgür’ün beni yerimden kaldırmasına izin verdi. Bu defa, beni kucağına almak yerine elimi tutup bana dayanak oldu. Yürürken, Anıl’ın gözlerinin üstümde olduğunu hissedebiliyordum. Varlığım onu rahatsız ediyormuş gibiydi. Ama hatıralarım geriden geldiği için en son ne yapmıştım da onu bu denli kızdırmıştım bir türlü bulamıyordum. Belki de sadece Özgür’ün planlarını mahvettiğim için kızgındı.

Özgür’ün elini tutarak yürürken, bulunduğumuz katın koridoruna çıktık. Gözüm, koridorda asılı fotoğraflara kaydı. Oldukça gösterişli bir çerçevenin içinde duran iki yaşlı yüzden biri daha önce yüz yüze de tanışmış olduğum Bay K’nin annesine aitti. Diğeri ise, benim, Özgür’ün ve Anıl’ın hayatını karartan adama… Bay K’nin babasına aitti. Gözlerimi kaçırıp, Özgür’ün o yöne bakmamasını umdum. Bay K’ye olan öfkesini anlasam da, öfkesini ona yöneltmesini hiç istemiyordum.

Koridorda önümüze çıkan ilk odaya girdik. Küçük bir misafir odasıydı. Seksenli yıllardan kalma gibi görünseler de, oldukça pahalı oldukları belli olan mobilyalarla döşeli oda kırmızı ve altın rengi ağırlıklıydı. Bay K’nin ailesinin gösterişe ne kadar düşkün olduğunu bildiğim için ben şaşırmasam da, Özgür alay eder gibi güldü. “Bu herifin ailesi niye hep pavyon gibi döşüyor evlerini?”

Kadife bir örtünün serili olduğu yatağa oturduğum an, geç de olsa söylediği şeye takıldım. Panikle “Çınar’ın ailesinin evini daha öne görmüş müydün ki” diye sordum.

Özgür, elindeki eşofman altını lastik kısmından tutup açarken “Benim görmediğim hiçbir şey yok Yosun” dedi kendinden emin bir şekilde. “Hele ki daha önce sen de görmüşsen…”

Omuzlarımı düşürdüm. Neden ve ne amaçla gitmişti kim bilir… “Annesinin hiçbir şeyden haberi yok” dedim, saçma bir koruma iç güdüsü ile. Özgür önümde eğilip, eşofmanı bacaklarıma geçirmeme yardım ederken, histerik bir kahkaha attı. Özgür’ün o kadına zarar vermesi imkansızdı, farkındaydım. Ama onlarla kurduğum bağ yüzünden haddinden fazla hassas davranıyordum. “Neden gitmiştin peki oraya” diye sordum konuyu kapatmasına izin vermemek için. “Ve nasıl girdin içeri?”

Eşofmanı üst baldırıma kadar kaydırıp gerisini ben halledeyim diye geri çekildi. “Bay K’nin babasının sakladığı bazı belgeleri bulmaya gitmiştim” dedi dürüstçe. “İçeri kendim olarak girmedim, merak etme” diye ekledi. “Güvenlik şirketi çalışanı gibi girdim.”

Hemen ikna oldum. Özgür’ün o deney ekibini araştırdığını biliyordum. O eve girmemiş olması şaşırtıcı olurdu diye düşünüp konuyu kapatmasına izin verdim. Üstümdeki ceketi çıkarırken, sanki daha önce görmediği bir şeymiş gibi ellerimle göğüslerimi kapadım. Yüzüne bakmadım ama eminim bu da onu güldürdü. Üstüme bol, beyaz bir tişört geçirdi önce. Tişörtü kollarım içeride kalacak şekilde aşağı kaydırdı. İçinde kaybolan ince kollarımı, güçlükle bulduğum deliklerden dışarı çıkardım. Elindeki eşofman üstünü bana giydirirken artık daha fazla dayanamayıp “Neden bana böyle davranıyorsun” diye sordum.

“Nasıl davranıyorum?”

“Böyle…” deyip, neyi kastettiğimi uzun uzun anlatmadan onun anlamasını umdum. Anladı da. Yatakta yanıma oturup, çenemi tuttu. Yüzümü kendine doğru çevirip, “Üç gündür bilinçsizce yatıyorsun Yosun” dedi sakince. Bir sorumun cevabını daha gizlemişti cümlesine. Demek üç gündür bilinçsizdim. “Bedenin çok güçsüz. Ayrıca kanında hala bir sürü ilaç geziyor. O yüzden… Toparlanana kadar sana bakmama izin ver. Tamam mı? Sonra zaten sana bakacak zamanım pek olmayabilir. Tadını çıkar.”

Özgür başka bir cümle kuramadan, kapı tıklatıldı. O korktuğum ses “Bebek bakıcılığını kes de içeri gel” diye bağırdı. “Yaranı temizleyelim!”

“Anıl beni korkutuyor” diye fısıldadım. Bu, Özgür’ü güldürdü. “Sen burada dinlen istersen” deyip, ayağa kalktı. Bileğinden tutup, ondan aldığım güçle ben de ayaklandım. “Tek kalmak istemiyorum” dedim usulca. “Ben de içeri geleyim.”

Özgür hiçbir şey söylemeden, elimi tuttu ve kapıya doğru yürümeye başladı. Gerçekten de… Sözünü tutuyordu. Bu alışık olmadığım garip tavrı, bir yandan mutlu ediyor diğer yandan ürkütücü geliyordu.

Salona geri döndüğümüzde, ilk fark ettiğim şey yanan şömine oldu. Çıkardığım yangını anımsattığı için sanırım, ateşi gördüğüm an kalbim sıkıştı. Beni anlamakta benden daha hızlı olan Özgür Bay K’ye “Şömineyi söndür” dedi hızla. Tuttuğum elini sıkıp “Gerek yok” dedim. “Sorun değil…”

Bay K ona emir veren Özgür’e değil, bana baktı doğrudan. Kafamı usulca sallayıp “Gerçekten” dedim ona ikna etmek için. Kendimi tekrar tekli koltuğa bırakmak yerine, şömineyi görmeyeceğim bir köşede duran koyu yeşil büyük kanepeye attım. Özgür, bir süre benim hareketlerimi izledikten sonra bana bakacak şekilde salonu ikiye ayıran küçük yükseltiye oturdu.

Anıl, kaşını kaldırıp kolunu kastederek “Nasıl oldu bu” diye sordu merakla. Özgür, “Bilmem” diyerek soruyu geçiştirmeye çalışırken, günah çıkarmak ister gibi “Ben yaptım” dedim çekinerek. “Yanlışlıkla…”

Anıl bana bakıp, iğneleyici bir tonda “Bravo” dedi sadece. Anıl bana ne zaman böyle davransa araya giren Bay K, “Dikiş atmamız lazım” diyerek elindeki tıbbi malzemelerle Özgür’ün yanına çöktü.

Bay K’nin hangi malzemeleri getirdiğini kontrol eden Anıl endişeyle “Uyuşturmadan direkt dikmeyeceksin, değil mi” diye sordu.

Özgür’ün dudakları alaycı bir tavırla yukarı kıvrıldı. Ayak ucunda duran sigara paketinden bir dal sigara çıkarıp, kahkahasını bastırmak ister gibi dudaklarına yerleştirdi. Sigarasını tutuşturduğu an, omzunu hafifçe saldı. Bay K, onay aldığını anlayıp rahatça kolundaki kandan beyazlığı görünmeyen sargı bezini açmaya başladı. O, istemeden açtığım yarayı dikkatlice temizlerken, Anıl tam olarak neden olduğunu anlamadığım bir öfke ile ayaklanıp köşedeki içki sehpasında duran şişelerinden birini kaptı. Kristal şişenin kapağını çekip bir kenara fırlatırken, gözü Özgür ve Bay K’nin üzerindeydi. Şişeden bir yudum dahi almadan hızlıca geri döndü ve Özgür’e uzattı. “Şundan iç bari, daha az hissedersin.”

Özgür’ün gülmemek için sıktığı dişlerinin arasındaki sigaranın külleri ayakkabısının ucuna dökülüyordu. Dudakları iyice yukarıya doğru kıvrılırken, Özgür’ün bu tavrı Anıl’ı rahatsız etmiş gibi “Ne gülüyorsun orospu çocuğu” diye bağırdı. Ona alay eder gibi bakmaya devam eden Özgür’ün dudaklarındaki yarım sigarayı çekip aldı. Çaldığı sigarayı sıkıştırdığı parmakları ile Özgür’ün yanaklarının iki yanına bastırıp, az önce alaycı bir tavırla kıvrılan dudaklarının iyice açılmasını sağladı. Elindeki şişeyi bir hışımla döke saça açılan dudaklarından içeri döktü.

Özgür, hafifçe öksürüp gülerek şişeyi çekip aldı. Bay K, yarayı dikmek için hazırlanırken; Özgür “Peki peki” dedi umursamaz tavrını hiç bozmadan. “Aman, daha az acısın canım.” Şişeyi kendi isteği ile dudaklarına götürüp büyük bir yudum aldı. Elindeki ucu hala yanan sigara ile ona dik dik bakan Anıl’ı tatmin etmek ister gibi onun gözlerine bakarak, birkaç yudum daha alıp içki şişesini kenara bıraktı.

Anıl, elindeki emanet sigarayı geri vermek yerine, kendisi içmeye başladı. O an ellerinin titrediğini fark ettim.

Ben kendimde değilken… Nerede olduğumu dahi bilmezken… Neler olmuştu? Anıl da bir tuhaftı.

Bay K, iğneyi dikkatlice Özgür’ün derisine saplarken Anıl kaşlarını çatıp yere çöktü. Özgür, gözüyle ondan çalınan sigarasını işaret edince Anıl yerdeki paketten bir dal sigara çekip yaktı ve ona uzattı. Bir saniye bile ondan ayırmıyordu gözünü. Sanki hiç konuşmadan bir şeyler konuşuyorlardı. Özgür ile birbirimizi anlamak için bazen saatlerce konuşmamız gerektiği gerçeği yüzünden midir bilmem, o an ikisini öyle görmek içimde küçük bir kıskançlık hissetmeme sebep oldu. Belki de imrenmeydi… Bilmiyorum.

Anıl, elindeki sigarayı yerdeki parkede söndürürken bakmadan dahi ne olduğunu gören Bay K “Burayı da yakarsanız sizi saklayabileceğim bir yer kalmaz” dedi alay eder gibi. Anıl, gözlerini devirip “Benimle mecbur kalmadıkça konuşma demedim mi sana” diye çemkirdi. “İşine bak sen…”

“İşime baksaydım, her şeyi riske atıp sizi kaçırmazdım.”

“Gerçekten sen ve o orospunun evladı baban daha en başta işine baksaydı hiçbirimiz şu an bu durumda olmazdık.”

Anıl da öğrendi demek…

Bay K’ye olan öfkesinin altındaki sebep belli olmuştu. O deney gruplarının bir mağduruydu o da. Buna sebep olan adamın ayrıcalıklı bir hayat yaşarken bir de onlara hiçbir şey olmamış gibi yardım ediyor olması sinirlerine dokunmuş olsa gerekti. Ancak henüz bilmediği şey, Bay K’nin hiçbir şey hissedemediğiydi. O yüzden ne derse desin, Bay K rahatsız olmayacak ve her zamanki sakin tavrı ile cevap verip Anıl’ı daha da öfkelendirecekti.

“Eğer biraz olsun öfkeni kontrol altına almanı sağlayacaksa babam ve bana sabaha kadar sövebilirsin, benim için hiç sorun değil.” Tahmin ettiğim gibi, sesinde duygudan eser yoktu.

Anıl’ın gözleri öfkeyle parlıyordu. Yüzüne vuran şöminenin ateşi yüzünden, öfkeden adeta tutuşuyormuş gibi görünüyordu. “Öfkemi kontrol altına alabilmem için ölüp, cehennemde babanı bulup bir daha gebertmem gerekir” dedi tıslar gibi. “Hatta o zaman bile öfkemin dineceğini sanmıyorum.”

Bay K, Özgür’ün kolunu dikkatlice dikerken, Anıl’a laf yetiştirmeyi de ihmal etmiyordu. Yine duygudan yoksun olduğu için alaycı bir şekilde duyulan sesi ile “Dilersen yanımda sakinleştirici iğne var.” dedi. “Her ihtimale karşı tedbirliyimdir.”

Anıl dişlerini sıkarak “Al o iğneleri” derken, Özgür araya girdi. “Anıl…” Kafasıyla, kolunu işaret etti. “Kolumu dikmesi bitsin, sonra devam edin kavgaya.”

Özgür’ün tek lafı ile Anıl’ın yüzündeki ifade anında değişti. Belli belirsiz bir endişe ile “Canını mı acıttı” diye sordu usulca. Özgür hayır der gibi kafasını iki yana salladı. Bu defa alaycı görünmüyordu yüzü. Aksine, onu ikna etmek ister gibi gülümsüyordu.

Her şey o kadar saçmaydı ki, o üçünün tam olarak hangi noktada bir araya geldiğini merak etmeden duramadım. “Bana artık ne olduğunu anlatacak mısınız” diye sordum çekinerek.

Anıl sinirle bana dönüp, “Ne geldiyse başımıza senin merakın yüzünden geldi zaten. Sus iki dakika ya” diye bağırdı.

Bay K, “Sinirini ondan çıkarma” dedi usulca. Gülme zahmetine bile girdi şaka yaptığı belli olsun diye. “Ben ne güne duruyorum burada?”

Ancak bu Anıl’ı sakinleştirmek yerine daha da öfkelendirdi. Ayağa fırlayıp kolu dikilerken rahatça sigara içen Özgür’e, gücümü hala kazanamadığım için paniklemeye bile enerjimin olmadığı bana ve biraz daha sakin görünse öldüğünü düşüneceğimiz ruhsuz Bay K’ye baktı hayretle. “Nasıl bu kadar sakinsiniz ya siz?”

Özgür, sigarasını yere döktüğü içki birikintisinde söndürüp “Sakin ol” dedi usulca. “Paniklemek hiçbir işimize yaramaz şu an.”

Özgür’ün kolaymış gibi söylediği, ama normal şartlarda olsa benim de hayret edeceğim cümlesine Anıl verilmesi gerektiği gibi bir tepki verdi. Histerik bir kahkaha atıp, eliyle dizine vurdu.“Bilgisayar oyununda gibi ambulans çalıp adam kaçırdım lan az önce!” Yaptıkları şeyi cümleye dökünce daha da dehşete düştü. “Ambulansla adam kaçırdık” diye bağırdı tekrar. “Peşimizde hem polis, hem mafya var!”

“Sana bulaşma bu işe dedim” dedi Özgür, kendi kendine. Ona bakmıyordu bile.

Yine, kurulan cümleler beynime birkaç saniye sonra ulaşıyordu. Birden elimi kaldırıp, “Bir dakika” dedim. “Mafya mı?” Kafamı iki yana sallayıp “Polisler nasıl…” Kafamdaki karışıklığı kendi kendime çözüyormuşum gibi “Gerçi en son peşimizdelerdi…” diye mırıldandım. Ama yine de bütün bunlar kafamda bir türlü birleşmiyordu. “Ama nasıl…”

Anıl benim hala yavaş çalışan beynime tahammül edemiyormuş gibi ofladı. “Ne olur sus…” dedi yüzünü ekşitip. “Erkek arkadaşın sana her şeyi sonra detaylıca anlatır. Benim sana olayları baştan anlatacak kadar güçlü bir sinir sistemim yok şu an.”

Bay K’ye döndüm çaresizce. Bilinmezliğe olan tahammülsüzlüğüm giderek büyüyordu. “Çınar… Sen söyle bari. Çok mu vahim durum?”

“Çınar mı…” Anıl bir bana, bir Bay K’ye baktı. “Bay K ne, sahne adın mı?”

Anıl’ın alaycı tavrına, aynı şekilde karşılık verip “Sayılır” diye cevap verdi. Ardından Özgür’ün kolundaki iğneye bağlı ipi kesip, kenara çekildi. “Bitti.”

Anıl hemen Özgür’ün yanına oturup kolunu inceledi. Gördüğü şeyden rahatsız olmuş gibi “Düzgün dikmiştir umarım” dedi huysuzca.

“Tıp fakültesi terk olsa da dikişi beceriyordur herhalde” dedi Özgür. Bay K ile Anıl kadar uğraşmasa da bu alaycı cümlesi laf sokmaktan ziyade onun hakkındaki her şeyi bildiğini gösteren minik bir tehdit gibiydi. Bay K hafifçe güldü. Neyse ki onu incitmelerinden korkmama gerek yoktu. Nasılsa onu incitmeyi kimse beceremezdi.

Ondan nefret eden Özgür ve Anıl’ın takındığı tavrı, içine düştüğümüz durumun ne kadar tehlikeli ve korkutucu olduğunu düşündüğümde Bay K’nin neden kendini riske atıp bize yardım ettiğini düşünmeden edemedim. Gözüm, tıbbi malzemeleri kutusuna geri yerleştiren Bay K’ye takılı kaldı bunu düşünürken. Kutunun kapağını kapatıp, ayaklanırken göz göze geldik. Mimiksiz yüzünde belli belirsiz bir his yakaladım. Sanki, senin için, der gibiydi o an. Gülümsedim.

Ne tuhaftı Bay K ile ilişkimiz… Duyguları bir kaza ile yok olmuş, sonrasında o iyi olsun diye onlarca çocuk babasının ekibi tarafından kurban edilmişti. O’nun duyguları hiçbir zaman geri dönmemiş, o çocukların parçalanan duyguları bir yıkım topu gibi tüm dünyaya ızdırap olarak yayılmıştı. O da bunun peşine düşüp, beni bulmuştu. Tek kişilik bedeninde, yüz kişiye yetecek kadar duygu birikmiş ve bunun altında ezilen beni… Bir parçasını benden emanet alma umudu ile yıllardır beni takip ediyor ve benimle ilgileniyordu. Düşününce babasından bir farkı var mıydı ki?

İşin özünde, o da babası gibiydi. Ama tek fark, o bunu yaparken bana yardım ediyordu. İkimizin de kazançlı çıkmasını umuyor, bunun için çırpınıyordu. Babası ise, tam aksine… Tek derdi kendi oğlunu kurtarmaktı ve bunun için bana ve benim gibi çocuklara zarar vermeyi tek bir saniye bile umursamamıştı.

Bay K salondan çıkarken, gözüm o çocuklardan diğer ikisine kaydı. Yan yana oturmuş, kendi aralarında oluşturdukları bir dili konuşuyorlardı. Onlardan bedenen uzaklaşmam mümkün değildi. Ama ikisinin konuşmalarını izledikçe, kadraj büyüyor onlar ise giderek uzaklaşıyordu benden. Belki de tüm gerçekleri öğrendikten sonra ilk kez o ikisini yan yana gördüğüm içindi. Bağlarının kuvvetini idrak etmem öncesinde mümkün olmamış gibi, aralarında bir yerim yokmuş gibi hissettim.

“Burasının güvenli olduğuna eminsin değil mi?” Anıl, sessizce sordu. Bay K umurunda değildi ama sanki ben duymayayım istiyor gibiydi. Yanındaki içki şişesinden, öylesine alınmış küçük bir yudumu yavaşça yutan Özgür omzunu usulca silkip “Yaşayıp göreceğiz” dedi. Bu cümle o kadar ona ait değildi ki, Anıl da inanmamış gibi baktı ona. Çünkü Özgür birkaç adım öncesini düşünmeden, nefes dahi almazdı. Anıl’ın sessizliğinden onun ikna olmadığını anladı. Usulca gülüp, “Bu ev annesinin adına kayıtlı” dedi tahmin ettiğim gibi. “Benden Yosun’a, oradan Bay K’ye ulaşsalar bile burayı bulmaları zaman alır.” Anıl’a döndü. Elini, onun dizlerine vurdu usulca. “Merak etme. O zamana kadar her şey bitecek.”

Özgür sık sık yalan söylerdi. Ama genelde komik denebilecek kadar ciddiyetsiz konularda… İş, bu tip ciddi meselelere geldiğinde asla yalan söylemezdi. Her şey bitecek diyorsa, biterdi. İyi ya da kötü… Verdiği sözün arkasındaki ürpertici senaryoları düşünürken, ensemdeki kökler bile diken diken oldu. Ama ağzımı açıp, tek laf edemedim. Zaten ikisi de ben yokmuşum gibi, konuşmaya devam ediyorlardı. Özgür, o ana kadar kısmaya tenezzül etmediği sesini biraz alçaltarak “Telefonunu götürdün mü oraya” diye sordu.

Anıl da tıpkı onun gibi, neredeyse fısıldayarak “Götürdüm” diye cevapladı. Güç bela duydum. “Kimliğimi de…” diye ekledi ona sokulup.

“Kimse görmedi seni değil mi?”

“Görmedi, merak etme.”

Özgür, hiçbir şey söylemeden Anıl’a baktı. Ne düşündüğünü tahmin etme oyununa dönmüştü benim için durum. O kadar sık sessiz kalıp, konuşmadan konuşuyorlardı ki bu durum yorgun düşürdü beni. “Konuşun” diye bağırdım kendime hakim olamayıp. İkisi de şaşkınlıkla bana döndü. Üstümdeki bana üç beden büyük eşofmanın kollarını sıvayıp normale döndüğümü sansınlar ve bana ona göre davransınlar diye sırtımı dikleştirdim. “Lütfen” dedim yalvarır gibi. “Benimle de konuşun!”

“Su iç” dedi Özgür. Eliyle, yanımda duran sehpadaki sürahiyi işaret etti. “Su içersen, daha hızlı normale dönersin.” Aklımı okumasından hiçbir zaman nefret etmemiştim aslında. Ama o an, beceriksizliğime kızdığımdan sanırım, bir sinirle sürahideki suyu bardağa boşaltmadan döke saça kafama diktim. Suyun büyük bir kısmı boynumdan aşağı süzülüp, göğsüme kadar inerken; derin bir nefes alıp sürahiyi geri yerine bıraktım. “Oldu mu?”

Küçük bir öksürük sesi ile dikkatim salonun girişinde omzunu duvara yaslamış bizi izleyen Bay K’ye kaydı. Parmaklarını, burnunun ucuna düşmüş gözlüklerine götürüp geriye doğru iterken “Uyumak ister misin” diye sordu. Kafamı iki yana salladım hayır der gibi. “Uyanmak istiyorum” dedim. “Hala uyuyormuşum gibi geliyor.”

Özgür, ayağa kalkıp “Bahçeye çıkalım mı” diye sordu. “Temiz hava iyi gelir.” Vereceğim cevabı beklemeden, yanıma gelip dikkatlice bir eli ile belimi kavrayıp diğer eli ile elimi tuttu. Buz gibiydi. “Üstüne bir şey giy sen de” dedim fısıltıyla. O an, kendimden önce onu düşündüğüm için utanmış gibi diğer ikisi duysun istemedim söylediğimi. “Üşümüşsün.”

Özgür gülmemek için alt dudağını ısırdı. Beni kendine iyice yaklaştırıp, yürümeye başladı. Yavaşça dış kapıya doğru ilerlerken biz; Anıl’a bakıp, “Sen uyu biraz, iki gündür çok yoruldun” dedi. Anıl, bize bakmadan elindeki sönmüş izmarit ile oynuyordu. Ondan cevap gelmeyince üstelemeden Bay K’ye çevirdi kafasını. “Üstüme giyebileceğim bir şey var mı?”


Yağmurun yumuşattığı toprak attığımız her küçük adımda bizi içine çekecek kadar açtı. Hızlı adımlarına alıştığım Özgür, çıplak bedeninin üstüne geçirdiği emanet bir palto ile usulca yürüyordu. Dış kapıdan çıktığımız andan itibaren serbest bıraktığı ellerim, birkaç adımda bir onun ellerine çarpıyordu. Şiddeti azalmış, usulca çiseleyen yağmur aramızdaki sessizliği rüzgarla fısıldaşarak bozuyordu. İçime derin bir nefes çekerken çiğ toprağın, ağaçların odunsu kokusuna karışmış nefesini hissetmek istedim ciğerlerimde. Ama onun yerine beni anlamsız bir şekilde rahatsız eden o paltonun kokusu genzimi yaktı. “Garip kokmuyor mu” dedim. Özgür, kafasını bana doğru çevirip “Babasının çünkü” diye cevap verdi soruma. Doğru ya… Bay K’ye ait gibi görünmüyordu. Muhtemelen babasından kalma bir paltoydu. Kokuyu bastırmak istermiş gibi, pantolonunun cebinden sigarasını çıkardı ve hızlıca yaktı. Henüz bir duman almıştı ki, bana doğru bir adım atıp tam önümde durdu. “Daha iyi hissediyor musun?

Ellerimi, paçaları çamur olmuş eşofmanın ceplerine sokup usulca gülümsedim. Özgür sigarasından bir nefes daha alıp, bana gelmesin diye yana doğru üfledi dumanı. Soğuk hava yüzünden, hafifçe aralık ağzımdan dışarı sızan nefesim bir duman gibi süzülüyordu. Soğuk hava eski günleri yad etmemizi istiyor gibi geldi o an. Burnundan çektiğim sigarayla karışık havayı, bilerek ağzımdan geri üfledim sırf bunun için. Özgür yaptığım şeyi anlamış gibi güldü. “Özlemişim” dedi.

“Neyi?”

“Böyle yan yana durup, senin alakasız şeyleri bile bize yormanı…”

Söyleyeceğim hiçbir şey yeterli gelmeyecekti. Kelimeler beynimde duyulduğu gibi de çıkmayacaktı, emindim. O yüzden hiçbir şey söylemedim. Sadece güçsüz kollarımı uzatıp, yavaşça sarıldım ona. O’nsuz geçirdiğim yıllara, bir yabancıya dönüşmüş haliyle geçirdiğim birkaç hafta da eklenince özlediğim şeyleri birkaç kelimeye indirmem mümkün değildi de zaten. Dakikalarca, hiçbir şey söylemeden sadece sarıldık. Yarınımızın, bugünümüzden iyi olmayacağı gerçeğini birkaç dakikalığına unutarak… Korkularımızı, ayağımızın altındaki ıslak toprağa gömerek… Kendimize olan öfkemizi, Özgür’ün üstündeki ölü bir adamın çirkin kokusu sinmiş paltoya yükleyerek… Kalan günlerimizi düşünmek yerine, pek de iyi olmayan hatıralarımızdaki güzel anları ayıklayıp onlara tutunarak…

“Özgür… Zihnim ilaçların etkisinden tamamen arındığında sana hala kızgın olmaktan çok korkuyorum.”

“Bana kız zaten Yosun… Bana kızmaman için tek bir sebep bile yok.”

“Sana kızdığımda neler yapabileceğimi gördün… Korkmuyor musun?”

“Bana bir keresinde seni öyle çok seviyorum ki, söylesem korkarsın demiştin. Hatırlıyor musun?”

“Hatırlıyorum.”

“Peki ben ne cevap vermiştim?”

“Korkut beni.”

“Korkut beni Yosun. İster sevginle, ister öfkenle…” Kollarını daha sıkı doladı o an birçok sebepten titreyen bedenime. “Korkmak istiyorum. Korkayım ki, zihnimdeki şeytanlarla savaşabileyim.”

“Tilkilerin değil miydi onlar?”

“Öyle sanıyordum. Ama meğer şeytanlarımmış.”

“Onlar olmadan güçsüzdün hani. Onlara karşı kazanabilecek misin?”

“Onları ben yarattım. Ben gömeceğim.”

“Kendi yarattığın şeytanlarla savaşmak zor olsa gerek…”

“Zor. Ama daha da zor olan; hem kafamdaki hem de yeryüzündeki şeytanlarla aynı anda savaşmak zorunda olmam. İki savaşı birbirine karıştırmadan… Kendi şeytanlarımı, dışarıdaki şeytanlarla savaşırken yem olarak kullanarak… Onlar birbirlerini yiyip bitirirken, sağ kalmaya da çalışmam gerekecek tabi.” Saçlarıma bir öpücük kondurdu. “Tabi bir de seni ve Anıl’ı onlardan olabildiğince uzak tutup, kendime nasıl yakın tutacağımı da çözmem gerekecek.”

Ciddiye alırsam, ağlayacaktım. O yüzden şakayla karışık “Matematik sorusu gibi oldu” dedim.

“Doğru. Tam olarak matematik sorusu gibi. Sadece, X’i bulmak yerine kendimizi bulmamız gerekiyor.”

Kollarımız bir saniye bile birbirinden ayrılmadan, öylece sarılırken rüzgarın hafifçe kıpırdattığı saçlarımız ve kıyafetlerimiz yüzünden dans ediyor gibi görünüyorduk. Birden, hafifçe bir müzik sesi doldu kulaklarıma. Şaşırdım. “Bu şarkı kafamın içinde mi çalıyor şu an?”

Özgür, kafasını kaldırıp eve baktı bir saniyeliğine. “Çınar pencereyi açmış. Sanırım müziği duymamızı istiyor.”

“Ona ismi ile hitap ettin…”

“Sen de artık ismi ile hitap ediyorsun çünkü.”

“Bir ihtimal… Kıskanıyor musun?” Vereceği cevabı ve yüzünün alacağı şekli merak edip kafamı kaldırdım ve yüzüne bakmaya çalıştım. Ama izin vermedi. Elini, başımın arkasına yerleştirip, geri göğsüne bastırdı. “Biraz” dedi usulca. “O’nun yanında kendini güvende hissediyorsun. Bakışlarından bile belli oluyor.” Saçlarımı hafifçe okşarken, “Kıskanıyorum” diye itiraf etti ikinci defa. “Çünkü sana hiçbir zaman veremediğim tek his buydu.”

“Özür dilerim. İkimizin de bu halde olmasının sebebi o olmasına rağmen, onun yanında güvende hissettiğim için…” Yanlış anlamasından korkup, kendimi açıklamak ister gibi “Ama seninleyken de güvende değilmişim gibi hissetmiyorum” dedim. Belki cümlelerim yeterli olmaz diye, kendimi ondan çekip yüzünü görmek için bir adım geri attım. Elini tutup, usulca sıktım. "Sadece her hissi o kadar büyük yaşıyorum ki yanındayken, sakin kalmak ve huzurlu hissetmek kolay olmuyor.”

Cevap vermek için acele etmedi. Elimi bırakmadan, beni hafifçe çekiştirerek yürümeye başladı. “Söz…” dedi usulca. “Hayalinde kurduğun o sakin ve huzurlu hayatı sana vermek için elimden geleni yapacağım. Benimle ya da değil…”

Elimi hızlıca ellerinden çekip, korkuyla yüzüne baktım. “Ne demek benimle ya da değil? Hani hep yanımda olacaktın? Hani bu defa kaçmayacaktın?”

“Kaçacağım demedim ki… Eğer bir gün bensiz mutlu olacağını söylersen, usulca gideceğim diyorum sadece. İkisi başka şeyler Yosun.”

“Mümkün gelmiyor.”

“Ama mümkün.”

“Gitmeyeceğim de.”

“Söyledim ya… Sen git demeden gitmeyeceğim zaten.”

“Git desem de gitme.”

“Yosun…”

“Umurumda değil. İleride fikrim değişirse, o zaman konuşuruz. Ama şu an ne olursa olsun gitmeyeceğim demene ihtiyacım var. Yalan söyle…”

“Söyledim zaten.”

“Hangi söylediğin yalandı?”

“Usulca gideceğim kısmı… Ben hiçbir zaman senden giderken usulca gitmedim ki. Vazgeçip geri dönmemek için hep koşarak gittim. Ama sana geri dönerken de yavaşça yürüdüm karşılaşalım diye.”

Kelimelerinin bendeki etkisi, eskisi gibiydi. O an fark ettim. Kelime oyunlarıyla benimle alay ediyordu. Ama kendi gülmüyordu. Önce soğuğu ile üşütüp, sıcak nefesi ile buzlarımı çözüyordu. Sonra sıcağa alışamadan tekrar soğuk sulara itiyordu beni. Doğruları yalanlarına karışırken, bahsettiği o eksik olan güvende olma hissi benden uzaklaşıyor ama aynı zamanda evimde hissettiriyordu. Aynı anda dört mevsimdi. Tüm dünyanın tersine dönüyordu. Yağmuru yere değil, yukarıya yağıyordu. Güneşi ayazdı; kışı yakıyordu.

Alnımı, göğsüne yaslayıp “Hiçbir zaman sana karşı kazanamayacağım değil mi” diye sordum usulca.

“Daha önce de söyledim Yosun… Sana karşı kaybetmek, kazanmaya çalıştığım tek oyun.” Eli, saçlarımda nazikçe dolaşıyordu. “Beni yenebilecek tek kişi sensin. O yüzden lütfen… Sana karşı kaybetmeme yardım et.”

“Edeceğim.”

“Söz mü?”

“Söz.”

Kollarımı tekrar ona dolarken, gözlerimi kapadım. Özgür, ellerini bir anlığına benden çekti. “Siktir,” dedi usulca. “Şimdi sıçtık.” Yaşadığımız onca korkunç olaya rağmen sakin tavrını hiç bozmadığı halde, o an neye böyle tepki verdiğini düşününce göğsüm korkuyla sıkıştı. Kafamı kaldırıp, kocaman açtığım gözlerle ona baktım. Nefesimi tutup, dudaklarından düşecek felaketi beklerken, o, elindeki sigara paketini buruşturup yere attı.

“Sigaram bitmiş…”

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın.

senin için..
ahasaha öyle tabi
erkek arkadass mıı ahasah
bu niye özgür dışında herkese çemkiriyo eşşek yaa
anıl özgüre aşık erasına geri dondu heralde
kelebek anılımm
bence de
iki dk romantik ol be adamm
yaaa sen kıskanıyo musun bi dee
sonundaa bırakmıyo yosunu her anlamda
ikizlerimm
ohhh sen de hosgeldinn
safe placem çınar yaa
pınarı da çok seviyorum ama yosun buna nası dayanıyo
afrm doğru yolu bulmuşsun tilki
OFF OFFFF öldüreceksiniz beni
bu da soru mu yosun
kalbimmm
özgürrrrr
kaçalımm
sapsal ya
tilkilere boşuna aşıkk değiliz
en kötüyü düsünmek yosunun bi parçası
önceden yaptıklarına saysın askmm bosverr
işte gerçek özgürr
özgür bi bebegi koruyo gibi
Bu da Yosunun kuması
Geldi benimki
Pınar için hissettiğim acı daha büyük der umursamaz bile boş ver be Yosuncan
25.01.2026
Sapsal ya
"Yürümeye başladı bana doğru. Ama o kadar yavaş yürüyordu ki sanki... Gelemiyordu bir türlü bana. Her adımı, benim dünyamda kırk yıl gibiydi..."
Ay
seninle
🥹🥹
bagırma bi ya stresten sasti iyice
anılım ya
offof
yerim
04.11.2025
bi posta aglayip gelecegim cok ozlemisim ozgurummmm😭
Korumak... Bana kendi yaptığım bir şeyi hatırlattı. Bloğumda bahsettiğim birini korumak için onu trk bıraktığım zamanlar.. Korumak için en doğru yolun bu olduğunu sanmıştım. Şimdi geriye dönüp baktığımda koruyabileceğim biri kalmadı.
07.10.2025
Yaaa özgür altıma siciyodum niye öyle şeyler yapiyon lann
07.10.2025
Anıl Allah aşkına eski haline döner mısın korkuyorum
02.09.2025
Yanlız sigara kırmızı çizgimiz mafya ve polislerden daha mühim lütfen
ÇOK TATLI KISKANIYOR
HEPSİNİ O KADAR ÖZLEMİŞİM Kİ😭
ÇOKTATLI😭
Arada olur öyle şeyler çokta şey etmemek lazım
Özgür'ü tekrar okumak çok iyi hissettiriyor😭
24.08.2025
Sus be adam
24.08.2025
my shaylaaaa 😭
24.08.2025
Özgürle anıl çınarla yosun olsun bende leventi alayım
24.08.2025
Çınarım da çınarım
23.08.2025
kız sen taktın ya neşteri çocuğun koluna
Hele bı de elini kuşbaşına cevirenin sen olduğunu bilse
O kolla koştu koştu
Anıl kalp muck muck
Kız senaryo kurma artık yeter
Tahmin etmiştim bilio musun
😎
18.08.2025
Ağzına tüküreyim
18.08.2025
Ne demek tilki değil şeytan? Öldü tüm metafor
18.08.2025
Ambulansı kullanırken nasıl tuttun çeneni acaba. Xjsndksms
18.08.2025
Lan bu anıla ne oldu ilk kitapta aynı anda 3-5 kadını götürüyodu sonra ben özgüre aşığım demeler falan
18.08.2025
Ya da vazgeçtim saldır anıl
18.08.2025
Anıl bi sakin olm skmwkswk
18.08.2025
Ya da tekrar kaçıp gitmesin diye 🙄
18.08.2025
Özgür özürlü de herkes onu mutlu etmeye çalışıyor gibi bir kısım bdjensjdk
18.08.2025
Erman erdemsiz yüzünden
18.08.2025
Tükür kız babasının suratına, erman mıdır ölüm fermanı mıdır nedir gerzek herif
10.08.2025
YA ÖDÜM KOPTU BİR ŞEY OLACAK DİYE HEMDE DAHA İKİNCİ BÖLÜMDEYKEN. Ama sigaranın bitmesi de kötü bir durum senin için
10.08.2025
Ya seninle ya da hiç be Özgürcüm o sakin ve huzurlu hayatını ikiniz birlikte yaşamayacaksanız gereke yok.
10.08.2025
Özgür'ün Yosun'u kıskanacağı günleri de gördük ya daha ne isteyelim
10.08.2025
Sonun da fark ettin
09.08.2025
Ya bu bay k’nın babası napmıştı ki yıllaaar oldu 2.kitabı okuyalı elimde de yok hellpp
04.08.2025
"özgür yavaş yürümezdi ki" Özgür senden uzakken özgür değildi zaten yosun :"")
04.08.2025
Aglıyoruummmmm
04.08.2025
erkolar ve kritik anlardaki ✨️su içirme✨️ perileri
04.08.2025
Love youuuuu
04.08.2025
YA ANIL LSLXŞWLD herkese çemkirip duruyo yicem
04.08.2025
üniden eve dönünce kardeşime edebildiğim maksimum tahammül seviyesi:
04.08.2025
kendini frenlemek zorunda kalmamak için giderken de bencillik yapmıştın özgür. kalman da gitmen de fazla bencil
04.08.2025
iyi oldu bunu dediğin krallinyo en son kendini öldğrmek suretiyle yok olunca bi şaşırmıştık biz de
Anık’ın güvensizlik seviyesi beni benden alıyo
YA KISKANIRKEN BU KADAR MI ŞEKER OLABİLİR Bİ İNSAN????
Anıl’ın tepkiler fav ya vfovefjıvosjfmvfoej
Hayal olmasından korkması…
02.08.2025
Ya bu günler için ne dilekler dilendi be
02.08.2025
Team çınar yaa
02.08.2025
Ay hayal mi görüyorum
02.08.2025
Auuuuuu Gencayyy
02.08.2025
Selamlarrr
02.08.2025
Yosun bayılma sakın
02.08.2025
Slayyy
02.08.2025
Sağlık olsun abla
02.08.2025
Amanın
31.07.2025
LAN AAMK ÖDÜM KOPTU POLİS BASTI MAFYALAR ATEŞ AÇTI DÜNYA YIKILDI FALAN SANDIM gerçi sigaranın bitmesi de aynı şey
31.07.2025
eee şimdi işin rengi değişir
31.07.2025
AAAAAAA ANIL ASKİMMM
31.07.2025
benim alıklıktır
28.07.2025
ağlıyorum bu ne ya
26.07.2025
Çok özlemişim hepsini, herşeyi yaa
Anıl aşkım selam sen ambulans şöförü ol ben hemsiresi bence süper olay ikiliyiz
ANILIM
Aaa slm pasam
Asko balık almaya DİYE gidip gelmemezlik yapmican di mi
ASKO ŞÖFÖR BENİM PARAMEDİK BEDİS GELİYOR AÇ KAPIYI
Özgür gencsy kahkahası Allahım duymayı nasip etsin
abi bu adama Asigim ya benim narsidt
Seninle ya da hiç
Nefessiz kaldım
Anıl az bile tepki veriyo
Anıl için özgür abi ya siz iki erkek kardeşten küçük olanın büyük olana nasıl kul köpek olduğunu hiç görmediniz mi
Karşıdaki rahatsız olmayınca sövmek de rahatlatmıyo anıl sen en iyisi dal çınara
Anıl sıcaklara tahammül seviyem
Yeter dur artık
Bay K’nin annesiyle ne ara tanıştın kız
26.07.2025
Yaa manyaknWLLSWLKELWKF
Yosun biz neler yaşadık kızım ya
Yıllarca özgürsüzlükten komalık olduktan sonra kara gözüne kara kaşına meyve suyu olduğumuz çocuk geri geldi tabii ki her şeyi siktir edip bi de lütfetmiş gibi teşekkür edicez
Ha doğru hatırlıyormuşum ralli anıl ambulans kullanıyor
26.07.2025
Çok tatlı ekdkwlkd
26.07.2025
bide bayıl özgür 🤏🏻🥲🥲
25.07.2025
Ya aburneee’mi yani özgürüm
25.07.2025
Birebirlerini tamamlamaları gerçekten çok güzeller şuan
25.07.2025
ağlıyoruzzz mishalovlar olarak
25.07.2025
AYYYY 🥹🥹
25.07.2025
Ya manyak LALDKXMJXEHUEİEİDTUWOWKSMSLZKXKDNJSLCNDN
25.07.2025
Tm kes hadi devam edin
24.07.2025
Bugünleri de mi gorcektik be özgür yosunu kıskanıyor..
24.07.2025
Abi diyorum size anıl da bı oynaklık var aaa
24.07.2025
Anıl'ın hala gay olduğunu düşünüyorum asla bu düşüncem değişmicek galiba
24.07.2025
ANİLGGGGGGGGGGGG AGAGAGGAGAGAGAGAG GELDİ BENİM PAŞAM
24.07.2025
NOLUYO LAGN
24.07.2025
@yosununyamuksaci ayyy bendeeee orda erimiş bitmistim
24.07.2025
@busemelov en çok da ona yakısıyor egosit piç olmak
23.07.2025
ÇOK ÖZLEMİŞİM HEPSİNİ BAY K’Yİ BİLE YUHHHH
kizlar dua edin tek problemimiz sigara olsun askim benim tutun tarlasi alirim senin icin karsilikli tutun sarariz
ozgur Asaf
sen yururken yosun ozgur bu kadar yavas yururmez dedigi yer geldi aklima kahroluyorum arkadaslar
sussana bi ya romantikligi bozuyosun ozgur
evli mutlu cocuklu olmazsa atarim kendimi asaga
tam tersi opmasi gerekiyodu dunya tersine donuyo
havada ask kokusu vaarrr
ozgurun hicbir seye daha gucu kalmadi
dikkat et sensizlikle korkutmasin seni yosun
oyyyyy
yavas yavad normale donuyoruzzz
ne demek ozgurun z plani yok
beddualarimiz seninle
herkes anila dellenmis ben erkek arkadasa takildik sonunda birinin agzindan duydum su lafi
off anilda ozgurun cocuk yanı
anil oncelikle sakin oluyosun
alisamadaki garibim sindire sindire ozgur bayilcak kalcak biyerlerde
bu isiltili hayati kimse secmedi HDNSHFJSHDBX
anil agzindaki baklayi bikar bi hele aslanim
kim bilir deney yapilan cocuklardan neler saklaniyodur burda
birakma ozgur yosunun senden baska kimsesi yok
baska bi evrende tek yumurta ikizleri
anilimmm askisimmm😍
@gamzeleyla anil bu kadar sakin kullanamaz cinar kullaniyo bence
durduran en adi serefsiz
ya salak sen onu halitin yanina birakirken bile camdan son kez sana bakmisti bide soruyo hala ya yosun seni kendinden faha cok seviyo bi turlu anlamiyo ozgur
@callmerosa en guzel travma
su hayatta en sevdigim bencillik sensin 😭
ben kaniyorum hala ya yalansa bile okayim ben su saatten sonra 2+2=9 dese bile inanirim
tilki söz ü bu hissettim
anlamsiz kelimeleri birbirlerinde tamamlamalari yerim ya
herzaman
bazi zamanlar deniz kizi olmak istemenin faydaları
@kraliceferhunde duygulu bi fok baligiyim suan 😭
yosun bunlari duymaya alisik degil bayilmaz insallah
@kraliceferhunde duygulu bi fok baligiyim suan 😭
bi yerden kosmadan kacmaniza alisik degilim bi ilklerini daha yasiyolar
sapsiklesmis bu iyice en sevdigim 😍
riza baba icerdeyiz
another day another slay period 💅🏽
tilkiler calisiyo en sevdigimm 😍
daha kotu gunleri olmustu (donme dolabin tepesinde kendjni yere atip yosuna oldu taklidi yapip psikolojinin icinden gecmesi + pinarin olumu + hale + levent + yosunun annesi + cinarin babasi...)
relax ol askim iki okur ufler halledilir cikin hele bi su hastaneden gerisine bakilir
alistigim ozgurun hal hareketleri yerine geldii sukur
Salak ama seviyorum yaaa sjjwmejejejej
22.07.2025
Salak MXLSJXLSKDK
22.07.2025
Özgürün Yosunu kıskandığı günlere geldik.. şaka gibi
22.07.2025
Kafamda binlerce mutsuz son yazıp ağlamama ama yine de onların huzurlu olduğu bi sonun hayaline neden oldu bu paragraf
22.07.2025
Tilkileri cirit atıyor her zaman hala anlayamadın balık
22.07.2025
Canının acımasına alışkın hissetmez merak etme :)
22.07.2025
Al tatlım🚬🚬
22.07.2025
Anıl?🤨🤨
22.07.2025
@marcobookss AHAHSĞPUAHAHSKSK
22.07.2025
Paraya kıymış
22.07.2025
Hep bıraktın, en azından şimdi bırakma tilki
22.07.2025
Şapşiklerr
22.07.2025
@leya benim de ahahahah
22.07.2025
Ağlıyorumm🥹❤️
22.07.2025
Anıl... özlemişim onları okumayı. 2020'ye ışınlandım
22.07.2025
İnanmış gibi yapıyorum. Kesinlikle inanmadım haberin olsun Özgür
22.07.2025
"Balığım çünkü."🐟
"Balıksın çünkü."🦊
22.07.2025
Ölümün yanındaki ölü kız olmak...İşte bunu sevdim.
22.07.2025
Geldiler abii geldiler
22.07.2025
Tabii ne sandınn💅
22.07.2025
Sağlık olsun
22.07.2025
Aşkım pozitiv düşün, çok karamsarsın. Özgür alışık bişey olmaz
22.07.2025
Yabancıya gitmemiş bişey oımaz
22.07.2025
Bişey yok, bişey yokk
22.07.2025
"nefes kesen aşk" dedikleri bu mu acaba?
22.07.2025
Klassik Özgür ahahaha özlemişimm🦊🖤🥹
22.07.2025
Canımım Özgürü, pata küte dövüp (gittiği anlar için sadece) sonra yosunun karşısına koyucaksın elini kolunu bağlayıp öpsün dursun Yosun, ikiside hak etti bunu artık.!
22.07.2025
sahsen hic sasirmadim
22.07.2025
teambali tayfa bu noktada mutluluktan bayilmjs olabilir
22.07.2025
kiskanclik denince de ozgur gencebay (soy adi esprisini yapmak icin bu ani bekledim)
22.07.2025
kizi donme dolapta birakip olmus gibi davranip tekrar kaybolmayacak miymis yani
22.07.2025
erkek olmasina ragmen cok romantik masallah
22.07.2025
Allahiiim çok özlemişim kurban olduguuum
22.07.2025
Olur öyle şeyler hayatım bişi olmaz bisi olmaz
Aklıma alışverişten çıkıp ışıklarda bakışmaları geldi yine
Arkadaslar mutlu son gelecek özgürsüz bu kız nasıl huzurlu hayat yasasin
Özgür yosunu kıskanıyor
Kızın beyninde geziyo
@marcobookss KWPSMEPXWMXKDMXK
Anıl bosver özgürü birazda cinarla fingirde ya
Sağol pasam
Ohhhhh anılımmm unicorn mu sktiniz travması yüzünden bize hala kızgın ama olsun
Ya bu harbi romantik bi çocuk oldu ya ben hâlâ lunaparka ‘gülünce dudakların bu kadar kıvrılıyor ya benim dünyam işte o kadar’ demesindeyim
24.07.2025
@yosununyamuksaci ayyy bendeeee orda erimiş bitmistim
Özgürün aldığı nefesi bile kıskanan yosun…
22.07.2025
Ara vermem gerek ama okumak istiyorum ama çook heyecanlandırıyor🤠🤠
Ya aynı ben ha tesekkür ederdim bende sağol beni arkanda birakmadin 🤙🏻🤙🏻
22.07.2025
uyanmak istiyorum... neden bu kadar dokundu bana
22.07.2025
AMA TAŞ OLSA ÇATLAR ARTIK ALLAH ASKINA
22.07.2025
@melbebis çokta iyileşmedim şimdi:D ama iyileşiyorum SÜREKLI DURUP DURUP YORUM YAPMA İHTİYACI HISSEDIYORUM çünkü gelecek satırlar beni korkutuyor.
Ya ben bu evreni o kadar özlemişim ki ağlayacağım
22.07.2025
Yıllar geçtikçe ekibin ne kadar sorunlu olduğunu farkediyorum ve Yosunumu anladığım dönemden onun sorunlarını görebildiğim bir döneme geçmiş olmak beni üzdü açıkçası ben iyileştim yosun
22.07.2025
@melbebis çokta iyileşmedim şimdi:D ama iyileşiyorum SÜREKLI DURUP DURUP YORUM YAPMA İHTİYACI HISSEDIYORUM çünkü gelecek satırlar beni korkutuyor.
Aklıma yine Hale geldi kasr kari
22.07.2025
Resmi olarak psikoloji öğrencisiyim( ortaokuldan bu yana o kadar vakit geçmiş ki üniversite öğrencisi oldum!!) ve ETIK kavrami ve APA beni aglatirken bay k'nin babasının rahatlık
Ya sence tilkimiz hata mı yapar yamuk kafa
22.07.2025
bu erkek karakterlerin bu kadar iyi olması beni üzüyor uyarı ibaresine ihtiyacım var gerçeklik sorgulamamam için...
Nolmus ki
Bu çocuk harbi hanimci olacak
22.07.2025
ay görürüz belkide anıl incitir kime niyet kime kısmet
22.07.2025
Amerikan başkanı dahil herkesi devreye sokun özgürün sigarası bitmiş
22.07.2025
Yok ben anılımı destekliyorum.
22.07.2025
Edebiyatı parçaladın be özgür bu nasıl Bi sözdür eridim resmen
22.07.2025
:))))
22.07.2025
Ay askm ya... KIYMAN GEREK BAZEN BU ASKA
22.07.2025
PHAHAHAH
22.07.2025
O sevgi en baştaa benim hakkımdı...
22.07.2025
Allah senin acını göstermesin bana lan hayvan oğlu hayvan anayın a*ına dönmüş burası (yosunun kalbi) mikrobun çocuğu yapmadığın Bi bu kalmıştı bunu da yap
22.07.2025
Anıl benim ruh insanım
22.07.2025
Of anıl benim limonluvpastam..
22.07.2025
Mutlu son geleceğini hiç düşünmüyorum ya bu kitabın doğasına aykırı
22.07.2025
Özgüre bak sen yaa yosunu kıskanıyor hem de çınardan
22.07.2025
Romantik bay k
22.07.2025
Yok aşık o😭😭
22.07.2025
Money talkss
22.07.2025
salak aşıklar
22.07.2025
@leya ay olur mu kiii😼😼😼
22.07.2025
ASKMMMM 😭😭😭😭 Ay sonunda burdasın ya
22.07.2025
Napıyosun lan burdaaa
22.07.2025
Valla ben de inanamadım amann salla gitsin diyen bir özgür
22.07.2025
Ay anıl Bi sus be sen de sağa sola çatıp duruyorsun
22.07.2025
Oe adam ya
22.07.2025
Götür beni gittiğin yere yiğidim- yosun
22.07.2025
olsun sağlık olsun askm
22.07.2025
Bu söze eridim
22.07.2025
yalancının mumu yadsıya kadar yanar derler umarım sonsuza kadar yanar ya
22.07.2025
Yıllarca bıraktın zaten artık hiç bırakma
Her sigaram bittiğinde girdiğim evde bende böyle oluyorum cnm anlıyorum seni
@marcobookss şwşdğsğeğfğf
Eyw kral içim rahatladı
@busemelov iyi dedin bacım
@page_sud3 çünkü özgürümüz yok
Arkadaşlar panik anında yosun gibi en kötüyü düşünmeyin tmm mı 👍🏻
@page_sud3 çünkü özgürümüz yok
Onun alıklık....
22.07.2025
@kiraz sabahin 4.50 si kahkaha attim sicisjcjdjcuc
22.07.2025
Ozgurcum yalnız değilsin bende hayatim bitmis gibi hissediyorum su an
22.07.2025
Aslında esas yalan buydu... Gideceğim derken yalan soyledim diyen Özgür, aslında yosun'un istediği yalanı söylüyordu bence burda. AĞLİCAM🥀
22.07.2025
Biz o kadar bahtsiz insanlarız ki, şahsen mutlu sonu geçtim, sonunu görmeden olmezsem iyidir
22.07.2025
Bazen x gibi hissediyorum. Bilinmeyen ve bulmak istemedikleri o iğrenç "şey"
22.07.2025
Çekip şak diye dudaklarına yapissana yaaaa
22.07.2025
Özgüre aşık falan gibi bişey olduğunu düşünüyo ama bakalım takıntımı, etkilenmemi, aşkmı, delilikmi ne öğrenicez umarım FALAN FİLAN bence o yüzden onlara bakmak yerine izmarit ile oynuyo
22.07.2025
Var. O yavvv- babası rıza almadı. Bay K. İse. yosundan rızasını aldı. Yosun çok hissediyordu, Bay K. ise hiç. Bipolar gibi sanki.. İki ayrı uç, ortası yok.
22.07.2025
Özgürü çaldığın için kizgin bence. Gerisi bahaneee
22.07.2025
Anıllll Bay K. İle flort edecek gibi bir his var icimde ckdjcjdjvxj
22.07.2025
@leya ay olur mu kiii😼😼😼
22.07.2025
@leya benim de ahahahah
22.07.2025
O vicdan azabı ve ikilem beni bile yaktı be Özgür...
22.07.2025
Ahhh kendine tekrar bir anlam bulan Özgür... bu anlama da esir oldu.. Adının tam aksine hep bir intikama mahkumsun sen.. Etrafı çakallar tarafından ablukaya alınmış bir tilki
22.07.2025
İnatçı balık... Okyanusu bile ateşe verebilecek, prense inat bacaklarını kesebilecek, öl deseler; bir zamanlar kavuşmak için çabaladığı ölümü terk edecek kadar inatçı..
22.07.2025
Fark ettimde, her şeyi teferruatı ile düşünen özgür ile, neredeyse hiçbirşeyi umursamadan gelişigüzel yaşayan (sürünen) Yosun arasında inanılmaz bir zıt kutup çekilmesi var.
22.07.2025
müthiş biri
22.07.2025
hepimiz aynı şeyleri düşünüyoruz ben de busenin yazdığını düşünmüştüm xjemxjekxjekfjejd
22.07.2025
bozuk saat bile gunde iki kere dogruyu gosteriyo ya
22.07.2025
sana karşı kaybetmek kazanmaya çalıştığım tek oyun.. bayılıyorum bu söze ya
22.07.2025
testo taylan gitmicem de söyle
22.07.2025
sus
22.07.2025
mutlu son gelir mi
22.07.2025
kıyamam lan
22.07.2025
akıllanmış
22.07.2025
öpüşün barışın be kanka sana zahöet
22.07.2025
bayılcam tatlılıktan
22.07.2025
her şeyi
22.07.2025
of nefret ediyorum bu adamdan da ya tamam en çok sen hissetmiyosun ben her şeyi drama yapan yosun ve anıl gibi yaşamaya devam edicem bunun umursamazlığına da tahammülüm yok ekrem başkanın içeri alınmasına da göz yummuştur bu bay k
22.07.2025
erkek arkadaşı mı🤭🤭🤭🤭
22.07.2025
yosuna kötü davranma lan
22.07.2025
skerim senin zamanını bebeğinmiş gibi ilgilen lan
22.07.2025
o🤭🤭🤭çok iyi
22.07.2025
herifin derde bak
22.07.2025
nolur hiç bırakma özgür
22.07.2025
helü cnm
22.07.2025
bu alıntıyı storyinde paylaşmıştın ezberimde hala
22.07.2025
anıl gerçekten o kadar ben biri ki
22.07.2025
ya😔😔😔😔😔😔sonunda be adam
22.07.2025
hastalıklı zihnini yicem senin
22.07.2025
inandım ben yine
22.07.2025
BÖYLE KISA KISA KONUŞUP BİRBİRLERİNİ TAMAMLAMALARINI O KADARRER ÖZLEDİM Kİ EŞEKSİNİZ
22.07.2025
bi ara terapiye gidip düzelseniz keşke sizin iyiliğiniz için diyorum
@busemelov iyi dedin bacım
22.07.2025
sağlık olsun ya nolcak sanki
22.07.2025
egoist piç derdim sana ama çok seviyorum diyemem
24.07.2025
@busemelov en çok da ona yakısıyor egosit piç olmak
22.07.2025
beni de kontrol etsene özgür
22.07.2025
EN ÇOK SENİ ÖZLEDİM ANIL EN ÇOK SNEİ
22.07.2025
GELDİ VALLA GELDİ YEMİN EDERİM GELDİ ŞÜKÜRLER OLSUN
22.07.2025
bu adamın garipliğini de özledim niye burda acaba niye özgüre yardım ediyo ya da yardım mı ediyo çok garip biri
22.07.2025
arabayı kullananın anıl olmasını çok istedim inanılmaz
@gamzeleyla anil bu kadar sakin kullanamaz cinar kullaniyo bence
22.07.2025
pınarı o kadar seviyorum ki konu hakkında yazacak onca şeyim var ama dikkatim pınardan başka yere gitmesin istiyorum saatlerce pınarı düşünmek istiyorum saatlerce pınarı okumak istiyorum
22.07.2025
çocukluk aşkımsın özgür
22.07.2025
ben dedim ama sakin ol diye ya bak güvenebileceğib tek kişiye zarar vermişsin yosun
22.07.2025
şu öz güveni de çok özlemişim öz güvenin altını dolduran zekayı da özlemiştim
13.07.2025
İlk yorumun haklılık
08.07.2025
Amaaaa 🥲🥲🥲
08.07.2025
Klasik Özgür işte. Çok özlemişim
02.07.2025
Anıl özgür prenses değil bi kendine gel ya
01.07.2025
gel vereyim bir dal.
01.07.2025
;))
28.06.2025
İkinci kitabı okumanın üzerinden iki seneden fazla zaman geçti ama Özgürün ruh hastası kişiliği öyle bir aklıma kazındj ki ben burayı okurken hiç panik yapmadım ya da şaşırmadım mesela..
28.06.2025
Koca bir neslin ikinci kadın travmasını tetikliyor resmen...
@callmerosa en guzel travma
26.06.2025
Gerizekalı ya
26.06.2025
Uf o x var ya
26.06.2025
Anıl akraba evliliği misin
22.07.2025
@kiraz sabahin 4.50 si kahkaha attim sicisjcjdjcuc
26.06.2025
He etcekk
26.06.2025
Yiaaaaa
26.06.2025
YAA ÖFF ödüm koptu
26.06.2025
Yaaaaaaaaaaa
26.06.2025
Bu saatten sonra nasıl toparlanacaklar çok merak ediyorum
26.06.2025
SALAK ÇOCUM
26.06.2025
Artık yosunun yalan olmasını istediği şeyleri yalanmış gibi kabullenmek yerine detay sorması ve kendini kandırmaması brni mzhvetti
26.06.2025
Sus knk
26.06.2025
Ağlarım
26.06.2025
Üst
26.06.2025
Anıl????
26.06.2025
Anılı ben alim mi maksat ortalık sakinlesin
@marcobookss KWPSMEPXWMXKDMXK
22.07.2025
@marcobookss AHAHSĞPUAHAHSKSK
26.06.2025
İçinde seni oynatmak için
26.06.2025
Hayatlarını mı kurtarmıştı ben sikmişti dihe hatırlıyorum
26.06.2025
Ben de hatırlamıyorum vallaha
26.06.2025
Bu herif fevi derecede garif ve sexi
26.06.2025
Çocummmm
26.06.2025
Ruhsuz herif
26.06.2025
Saol cnm ya sayende üçüncü kişi travmam var
@marcobookss şwşdğsğeğfğf
26.06.2025
AĞAĞAĞAĞAĞAĞAAĞAĞAAĞĞAAĞĞAĞAĞA
26.06.2025
Sizi çok seviyorum
26.06.2025
Bizim yararsızlık zararlılık bu seviyede
26.06.2025
🩵
26.06.2025
🩵
20.06.2025
öldüm geberdimmmmmmm
19.06.2025
harika bi tepki snsksmsns
19.06.2025
Özgür Gencayın hayattaki sayılı sorunlarından yalnız biri 😇
19.06.2025
dur orda bakalım genç yok öyle bi sey
19.06.2025
ben de hem de nasilll
19.06.2025
askummmmm
19.06.2025
aglarimm
19.06.2025
yaaaaaaa özgürümmm
19.06.2025
Yosun seni sadece sevgisiyle korkutur sevgisi öfkesinin önüne geçiyor her zaman
19.06.2025
Şu satır arası hissettiklerimi yazmak için geri geldim okumaya
19.06.2025
çok tuhaf hissettiriyo her seferinde bu ikili hem acıtıyo hem sevdiriyo kendilerini
18.06.2025
Bu ikisinin bu denli birbirine bağlı olması beni çok duygulandırıyor
18.06.2025
Özgür düzgün davran dedik diye abarttı, bu tepkiler halis mi
18.06.2025
Bu bölümün Özgür'ü... Gece gece okudum diye de ekstra duygusallaştım galiba ama... Bir başka geldi, her hareketini film gibi zihnimde canlandırabildim...
17.06.2025
bu ikiliyi okumayı o kadar özlemişim ki şuan sanki eski bir yakın arkadaşımla karşılaşmış gibi hissediyorum
17.06.2025
Of özgür ve tepkileri LOL